İnsanın hayatı, ilmek ilmek ördüğü bir kazağa benzer. Yıllarca emek verirsiniz, her bir detayı sevgiyle işlersiniz, ta ki birisi gelip…
Devamını OkuEvlilik, dışarıdan bakıldığında iki kişinin kurduğu sağlam bir kale gibi görünür ama aslında o kalenin duvarları, içine sızan en ufak…
Devamını Okuİnsanlara duyduğunuz güveni yıllarca ilmek ilmek işlersiniz, bir tuğlanın üzerine diğerini dikkatlice koyarak sağlam bir duvar ördüğünüzü sanırsınız; ta ki…
Devamını OkuElli dört yaşındaydım ve artık hayatımın kendi kontrolümde olmasını istiyordum. Kocamı yıllar önce kaybettikten sonra, kızım Aslı ve damadım Sinan…
Devamını OkuElli dört yıllık ömrümün en büyük yanılgısını, kızımın Fatih’teki o güzel evinden ayrıldığım gün yaşadım. Kızım Elif ve damadım Burak…
Devamını OkuElli dört yaşındaydım ve hayatımın geri kalanını bir sığıntı gibi geçirmeyeceğime dair kendime söz vermiştim. Kızım Zeynep ve damadım Mert…
Devamını Okuİzmir'in ılık, deniz kokan şubat sabahlarından birinde, Karşıyaka'daki evimizin balkonunda yalnız başıma oturuyordum. Martıların sesi her zamanki gibi neşeliydi ama…
Devamını OkuAnkara'nın kuru soğuğu camları titretirken, Hacettepe'deki küçük salonumuzda sobanın çıtırtısını dinliyordum. Üzerimde Kemal'in çok sevdiği o eski, yün şalım vardı.…
Devamını Okuİstanbul'un o gri, insanın içine işleyen şubat sabahlarından biriydi. Fatih'teki eski ahşap pencereli evimin mutfağında, masanın köşesinde tek başıma oturuyordum.…
Devamını OkuBen Zeliha. İstanbul'un gürültüsünde, Şişli'nin yokuşlarında geçen tam yirmi yıllık bir evlilik... Eşim Ferhat, sessiz, sakin ama ailesine aşırı düşkün…
Devamını Okuİnsan elli beş yaşına geldiğinde hayatın sürprizlere kapalı, sakin bir nehir gibi akıp gideceğini sanıyor. Ben, Selma. Fatih'in dar sokaklarında…
Devamını OkuElli beş yaşına geldiğimde, İstanbul'un o kasvetli kış sabahlarından birinde, yirmi yıllık kocamın telefonunu gizlice karıştıran, şüphe dolu o 'paranoyak…
Devamını Oku