Kocamın Gizemli Mesajlarını Yakaladım! Takip Ettiğimde Karşılaştığım Gerçek Yürek Parçalayıcıydı

Tarih: 13.04.2026 00:04

Haber Görseli

İnsan elli beş yaşına geldiğinde hayatın sürprizlere kapalı, sakin bir nehir gibi akıp gideceğini sanıyor. Ben, Selma. Fatih’in dar sokaklarında geçen yirmi yıllık evliliğimde eşim Mustafa’dan bir gün bile şüphe edeceğimi düşünmezdim. İlk eşim vefat ettiğinde kızım Zeynep daha ilkokula bile gitmiyordu. Mustafa hayatımıza girdi, bize kol kanat gerdi. Şimdilerde Zeynep’in düğün telaşı içindeydik. Her şeyin ateş pahası olduğu bu dönemde, sadece çeyiz ve salon masrafları için bankadan 1.500.000 TL kredi çekmek zorunda kalmıştık. Mustafa emekliliğine rağmen Kapalıçarşı’da bir kuyumcunun yanında muhasebe tutmaya devam ediyordu. En azından ben öyle sanıyordum.

Geçen Şubat ayından itibaren Mustafa’nın davranışları değişmeye başladı. Her Salı akşamı ‘Selma, dükkanda envanter sayımı var, geç kalacağım’ diyerek gece yarılarına kadar eve gelmiyordu. Başlarda bu fedakarlığı için ona içten içe minnet duyuyordum. Ancak zamanla tuhaf huylar edindi. Telefonunu tuvalete bile yanında götürüyor, şifresini değiştiriyor, ekranına bakmaya çalıştığımda irkilerek telefonu cebine saklıyordu. Yirmi yıllık kocam benden bir şeyler saklıyordu.

Geçtiğimiz Çarşamba sabahı, o banyodayken telefon ceketinin cebinden masaya düştü ve ekranı yandı. Mesaj barizdi:
‘Salı gecesi için hazır ol Mustafa. Geç kalma, sana öğreteceğim YENİ HAREKETLER sayesinde o gece çok daha rahat edeceksin. ❤️ — Leyla’

Kalbim göğüs kafesimi delip çıkacak gibi atmaya başladı. ‘Yeni hareketler’ mi? ‘O gece rahat edeceksin’ mi? Dünyam başıma yıkılmıştı. Kredi borçları altında ezilirken, kocamın benden gizli genç bir kadınla fanteziler yaşadığını düşünmek midemi bulandırdı.

Salı günü geldiğinde bir taksi tutup onu iş çıkışı izlemeye başladım. Kapalıçarşı’dan çıkıp Balat’ın arka sokaklarında, dışarıdan metruk görünen, camları kalın siyah perdelerle kapatılmış merdiven altı bir binaya girdi. Karşısındaki kahvehanede iki saat boyunca çay içiyormuş gibi yapıp onu bekledim. O köhne binada ne işi olabilirdi? O iki saat bana iki asır gibi geldi. Çıktığında yüzünde garip bir rahatlama ifadesi vardı. Kararımı vermiştim, onunla hemen orada sokak ortasında rezillik çıkararak yüzleşmeyecektim. İntikamım, yakında kutlayacağımız Sevgililer Günü sabahında, oldukça can yakıcı olacaktı.

14 Şubat sabahı karanlıkta uyandım. Ona her zamanki gibi sabah kahvesini hazırladım ama içine eczaneden aldığım güçlü bir müshil ilacını boca ettim. Yanına da kırmızı kurdeleli ÖZEL BİR HEDİYE KUTUSU hazırladım. Kutunun içine sadece tek bir şey koymuştum: Gençliğimde ona aldığım, ‘Sonsuza dek sadakatle’ yazılı köstekli saatin kırık camlı hali. Tepsiyi alıp yatak odamıza yöneldim.

‘Uyan bakalım, Sevgililer Günü kutlu olsun,’ dedim sert bir tonda.

Mustafa yüzünde tatlı bir tebessümle doğruldu. Çay tepsisini aldı ve kahveden büyük bir yudum aldı. Daha yutar yutmaz yüzü bembeyaz oldu, midesini tutarak şiddetle öksürmeye başladı.

‘Kutuyu aç,’ dedim parmağımla işaret ederek. ‘Bakalım sevgili Leyla hanımın bu hediyeye ne diyecek?’

Mustafa titreyen elleriyle kutuyu açtı. Kırık saati gördüğünde gözleri dehşetle büyüdü. ‘Selma… Sen… Kahveye ne koydun?’ diye fısıldadı boğuk bir sesle.

Omuz silktim. ‘Kırk yıllık hatırı olan bir kahveyi hak etmediğini düşünerek biraz acılaştırdım diyelim.’

Yutkunmaya çalıştı ama boğazı düğümlenmişti. Midesindeki kasılmalardan dolayı iki büklüm oldu. ‘Çok büyük… Çok büyük bir hata yaptın Selma,’ diye inledi. ‘Allah aşkına dinle… Leyla… Leyla benim fıtık terapistim!’

Sözleri zihnimde yankılandı. ‘Ne?’

Mustafa acı içinde tişörtünü sıyırdı ve beline sarılmış kalın korseyi gösterdi. ‘Kızımızın o 1.500.000 liralık düğün masrafını karşılayabilmek için Çarşı’dan sonra Eminönü’nde hamallık yapmaya başladım. Geceleri mal taşıyordum. Belimde üç tane fıtık patladı. Sana söyleyemedim, üzülme, yüklenme diye. Balat’taki o karanlık yer merdiven altı bir fizik tedavi kliniği. Çünkü paramız ancak oraya yetiyordu! Leyla Hanım fizyoterapist. Yeni hareketler dediği de düğün gecesi kızımızla dans ederken belim kilitlenmesin diye bana yaptırdığı egzersizlerdi…’

O an dizlerimin üzerine çöktüm. Dünyadaki tüm utanç üzerime yığılmış gibiydi. Mustafa, o yaşlı ve yorgun kocam, sırf kızımızın mutluluğu için bedenini parçalamış, karanlık rutubetli odalarda şifa aramış; ben ise onu aldatmakla suçlamıştım. Hemen ambulansı aradım. Hastanede elini bir saniye bile bırakmadım. O günden sonra aramızda bir daha asla gizli bir şey kalmadı. Düğün gecesinde Zeynep ile dans ederken dimdik ayaktaydı, benim ise gözyaşlarım durmak bilmedi.