FLAŞ HABER:
Ana Sayfa Genel 13 Nisan 2026 1 Görüntüleme

Kaderin Oyunu: Kızım, Yıllar Önce Terk Ettiğim Adamla Evleniyor

Haber Görseli

Ankara’nın o dondurucu ayazının camları çatlattığı günlerde, içimi ısıtan tek şey kucağımdaki o minik bedendi. Daha 20’li yaşlarımın başında kucağıma almıştım kızım Aslı’yı. Eşim Kemal ile Bahçelievler’de, sıcaklığı her köşesine sinmiş kutu gibi bir evde tam yirmi bir yıl yaşadık. Kemal, ailenin direği, benim en büyük yoldaşımdı. Fakat kaderin o acımasız yüzü, Kemal’e konan kanser teşhisiyle kendini gösterdi. Hacettepe Hastanesi’nin o soğuk, ilaç kokan koridorlarında yıllarca direndik. Kemal’in her nefes alışında umutlandık, her krizinde yıkıldık. Onu kaybettiğimizde, Ankara’nın bütün griliği üzerimize çökmüştü. Aslı ile ikimiz, bu koca şehirde bir başımıza, birbirimizin yaralarını sararak ayakta kalmaya çalıştık.

Aslı zamanla büyüdü, üniversiteyi bitirdi. Kendi ayakları üzerinde duran güçlü bir genç kadın oldu. Son günlerde yüzünde tuhaf ama güzel bir ışıltı vardı. Hayatına birinin girdiğini, bu adamın ona sadece bir sevgili değil, aynı zamanda hayatı öğreten bir rehber olduğunu söylüyordu. ‘Anne,’ derdi gözlerini kaçırarak, ‘Benden biraz büyük ama o kadar şefkatli, o kadar derin bir insan ki… Yakında seni onunla tanıştıracağım, eminim onu çok seveceksin.’ Bir anne olarak kızımın mutluluğu benim de mutluluğumdu. Onu yemeğe davet ettiği o akşam, mutfakta telaşla Ankara tava ve güzel bir çorba hazırlarken içimde tatlı bir heyecan vardı.

Kapının zili çaldığında, ellerimi kurulayıp büyük bir tebessümle kapıyı açtım. Fakat kapının eşiğinde gördüğüm manzara, kalbimin bir anlığına durmasına neden oldu. Aslı, yanında saçlarına hafif kırlar düşmüş, iri yarı bir adamla duruyordu. Nefesim kesildi. O adam… Benim lise yıllarımda delicesine sevdiğim, Hakan’dı. Ben İstanbul’da üniversite kazandığımda, ‘Eğer gidersen biter, ben seni burada bekleyemem’ diyerek rest çeken, benim de hayallerim uğruna gözyaşları içinde terk ettiğim Hakan.

Şaşkınlıktan ne yapacağımı bilemedim, sadece onlara yol verdim. Aslı neşeyle masayı kurarken, içimdeki fırtınaları bastırmaya çalışıyordum. Bir ara Aslı ekmek almak için mutfaktan çıkınca, Hakan’ı kolundan tutup antrenin kuytu bir köşesine çektim.

‘Bu ne cüret!’ diye tısladım. ‘Yıllar sonra karşıma kızımla mı çıkıyorsun? Nasıl bir oyun bu?’

Hakan ellerini teslim olurcasına kaldırdı. Gözlerinde yorgun bir ifade vardı. ‘Elif, inan bana o olduğunu bilmiyordum. İsimler, anlattıkları… Hiçbir şey seni işaret etmiyordu. Ben de en az senin kadar şaşkınım.’ dedi. Aslı’nın yaşının başlarda kendisini de rahatsız ettiğini ama kızımın ısrarcı sevgisine, o masum aşkına karşı koyamadığını söyledi. Ben Aslı’yla konuşmak, onu uyarmak istediğimde ise kızım beni tersledi, anlamadığımı, önyargılı olduğumu söyledi.

Olaylar öylesine kontrolümden çıktı ki, ne olduğunu anlayamadan aylar geçti. Bir akşam Aslı eve geldiğinde parmağındaki yüzüğü gözüme sokarcasına, ‘Anne, Hakan bana evlenme teklif etti. Biz evleniyoruz. Ya bu gerçeği kabul eder yanımda olursun, ya da bütün bağlarımızı koparırız, beni bir daha bu hayatta göremezsin!’ diye bağırdı.

Kemal’i toprağa koymuştum, bir de evladımı kaybedemezdim. Yüreğim kan ağlayarak sustum, boyun eğdim.

Düğün günü geldi çattı. Gölbaşı’nda, göl kenarında ışıl ışıl bir düğün yapılıyordu. Herkes gülüp eğleniyor, halaylar çekiliyor, dans ediliyordu. Ben ise düğün salonunun en loş köşesinde, bir sütunun arkasına sığınmıştım. Gözyaşlarım benden izinsiz akıyordu. O sırada Hakan’ın kalabalığı yarıp bana doğru geldiğini fark ettim. Yüzünde tarifsiz bir huzursuzluk, ezik bir ifade vardı. Yanıma ulaştığında kolumdan tutup beni göl kenarındaki karanlık iskeleye doğru çekti.

‘Bir şey mi oldu?’ diye sordum, korkuyla.

Hakan derin bir iç çekti, gözlerini Ankara’nın soğuk sularına dikti ve titreyen bir sesle konuşmaya başladı:

‘Nihayet her şeyi itiraf etmeye hazırım… Sana 20 yıldan uzun süredir sakladığım bir şeyi söyleyeceğim. Elif… Ben Aslı’ya aşık değilim. O kapıyı açtığımda da hiç şaşırmadım. Çünkü ben Kemal’i tanıyordum. Kemal kanserinin son evresinde olduğunu, kurtuluşunun olmadığını anladığında beni buldu. Beni, senin geçmişini, gençliğini araştırıp buldu. Bana, “Ben gidiyorum, eşim ve kızım bu vahşi dünyada bir başlarına kalacak. Sen onu bir zamanlar çok sevdin, biliyorum. Ne olur onlara uzaktan da olsa göz kulak ol, onları koru,” dedi. Ben sırf Kemal’in son isteği diye Aslı’nın çalıştığı şirkete girdim. Ona bir abi, bir koruyucu olmak istedim. Ama Aslı babasızlığın verdiği o boşlukla bana bağlandı, beni farklı bir yere koydu. Ona gerçeği anlatamadım çünkü Kemal bana, “Benim onlardan bunu istediğimi asla bilmesinler, yıkılırlar” diye yemin ettirmişti. Evlilik teklif etmedim, Aslı eğer benimle evlenmezse hayatına son vereceğini söyleyerek beni tehdit etti. Ben… Ben sadece Kemal’e verdiğim sözü tutmak, emanetini korumak için hayatımı feda ediyorum.’

Benzer Haberler

Tema Tasarım | Osgaka.com