
İzmir’in ılık, deniz kokan rüzgarlarının yüzümüze vurduğu o gençlik günlerinde anneliği tattım ben. Daha 20 yaşındaydım Aylin’i kucağıma verdiklerinde. Kocam Tarık ile Karşıyaka’nın begonvillerle süslü sokaklarında yirmi bir koca yıl devirdik. Ta ki o meşum hastalık, Tarık’ın yakasına yapışana kadar. Ege Üniversitesi’nin onkoloji koridorlarında geçen uykusuz geceler, umutla beklenen tahlil sonuçları ve nihayetinde o kaçınılmaz son… Tarık’ı toprağa verdiğimizde dünyam başıma yıkılmıştı. Aylin ile birbirimize kenetlendik, yastığımızı paylaştık, gözyaşımızı birlikte sildik.
Aylin üniversiteyi bitirip çalışmaya başladığında hayat yavaş yavaş normale dönüyordu. Bir akşam, yanakları al al olmuş bir şekilde yanıma geldi. ‘Anne’ dedi, ‘Hayatımda biri var. Benden biraz büyük, çok olgun, beni gerçekten anlayan biri. Onu seninle tanıştırmak istiyorum.’ İçimde hafif bir telaş, çokça da mutluluk vardı. Evladımın mürüvvetini görmek, onun mutluluğuna şahit olmak tek duamdı. Ertesi akşam için hazırlıklara başladım. Zeytinyağlı enginarlar, deniz börülcesi, fırında levrek… İzmir sofrasına yakışır bir akşam yemeği hazırladım.
Kapı çaldığında ellerimi kurulayıp derin bir nefes aldım ve gülümseyerek kapıyı açtım. Fakat o an, o gülümseme yüzümde buz tuttu. Aylin’in ellerine sıkı sıkıya sarılmış adam… Yılların saçlarına serpiştirdiği hafif kırlar, yüzüne oturan o keskin hatlar bile onu tanımama engel olamadı. O, Kenan’dı. Lise yıllarında, Bornova’da el ele gezdiğim, ilk aşkım Kenan. Ben İstanbul’a okumaya gitmeye karar verdiğimde, bana ‘Eğer o otobüse binersen, beni bir daha bu şehirde bulamazsın Leyla’ diyen Kenan. O otobüse binmiştim ve gerçekten de onu bir daha hiç görmemiştim.
Sofraya nasıl oturduk, o yemek nasıl yendi hatırlamıyorum bile. Ağzıma attığım her lokma cam kırığı gibi batıyordu boğazıma. Aylin bir ara su doldurmak için içeri yöneldiğinde, fırsat bu fırsat diyerek Kenan’ı mutfağa çağırdım.
‘Ne yapıyorsun sen?’ diye tısladım. ‘Bu nasıl bir tesadüf? Nasıl benim kızımı bulursun?’
Kenan, yüzünde o meşhur soğukkanlı ifadesiyle, ‘Leyla, inan bana Aylin’in senin kızın olduğunu bilmiyordum. Ben de kapıda seni görünce anladım,’ diye yeminler etti. Aralarındaki yaş farkından dem vurdu, Aylin’in gençliğine, enerjisine nasıl kapıldığını anlattı. Ancak o sırada mutfağa dönen Aylin ikimizin fısıldaşmalarını yanlış anladı. Benim Kenan’ı yargıladığımı, onu istemediğimi sandı. Beni sertçe iterek, ‘Onu rahat bırak anne!’ dedi.
O geceden sonra her şey bir kabus hızıyla ilerledi. Birkaç ay geçmeden Aylin eve parmağında kocaman bir pırlanta ile geldi. ‘Kenan bana evlenme teklif etti anne. Yakında Urla’da nikahımız var. Ya bu durumu kabullenir benim yanımda olursun, ya da bütün bağlarımızı koparırım, beni bir daha göremezsin.’
Tarık’ı toprağa vermiştim, kızımı da diri diri gömemezdim kalbime. Sustum. Boyun eğdim.
Düğün günü Urla’da, deniz kenarında şahane bir mekanda yapılıyordu. Herkes mutluluk sarhoşuydu, kadehler havaya kalkıyor, müzik denizin dalga seslerine karışıyordu. Ben ise en arka masalardan birinde, bir yabancı gibi bu manzarayı izliyordum. Bir ara Kenan’ın bana doğru yürüdüğünü gördüm. Adımları kararlı ama yüzü tuhaftı. Yanıma gelip koluma girdi ve beni kumsala, kalabalıktan uzak bir köşeye çekti.
‘Bir şey mi oldu?’ dedim, korkuyla titreye titreye.
Kenan denize doğru derin bir nefes verdi, sonra bana döndü. Gözlerindeki o soğukkanlı ifade gitmiş, yerine ürkütücü bir karanlık yerleşmişti.
‘Nihayet her şeyi itiraf etmeye hazırım…’ dedi fısıltıyla. ‘Sana 20 yıldan uzun süredir sakladığım bir şeyi söyleyeceğim. Leyla… O kapıyı açtığımda şaşırmadım. Aylin’in senin kızın olduğunu en başından beri biliyordum. Aslında, Aylin ile bir sergide tanışmamız da tesadüf değildi. O otobüse bindiğin günden beri seni hiç bırakmadım. Hayatını, Tarık’la evliliğini, Aylin’in doğumunu… Her şeyi uzaktan izledim. Tarık’ın ölmesini bekledim. Ama sen bana kapılarını kapatmıştın. Sana ulaşmanın tek yolu, senin en zayıf noktanı, kızını bulmaktı. Ben Aylin’e aşık falan değilim Leyla. Ben sadece seninle aynı evin içinde yaşayabilmek, seninle aynı masaya oturabilmek için bu evliliği planladım. Ve şimdi… Bir ömür boyu birlikteyiz.’