Hikayenin devamı..
Zeynep sonradan o anı düşündüğünde, o gücü nereden bulduğunu kendisi de anlayamadı. Elleri titriyordu ama arabanın bagajındaki kalın battaniyeyi serip dişi kurdu arka koltuğa sürüklemeyi başardı. Hayvanın bedeni ağırdı, ama direnmedi. Sadece göğsü düzensiz aralıklarla inip kalkıyordu. Bir an için sarı gözleri yeniden Zeynep’inkilerle buluştu. O bakışta vahşet yoktu. Sadece tükenen bir annenin sessizliği vardı.
Yavruları dikkatle bir karton kutuya yerleştirdi. Üzerlerini yıllardır arabada duran küçük bir atkıyla örttü. Bu, Emir’in atkısıydı. Onu oradan kaldırmaya hiç cesaret edememişti. Şimdi o atkı iki minik canı ısıtıyordu.
Motoru çalıştırdı ve yavaşça yola çıktı. Buzlu asfaltın üzerinde dikkatle ilerlerken gözleri sık sık dikiz aynasına kayıyordu. Dişi kurt kıpırdamıyordu. Bazen bedeninden hafif bir titreme geçiyor, nefesi buğulanıyordu.
En yakın veteriner kliniğini aradı. “Yaralı bir dişi kurt getiriyorum,” dediğinde karşı tarafta kısa bir sessizlik oldu. Ardından sakin bir ses, “Getirin. Hazırlık yapıyoruz,” dedi.
Yol bitmek bilmedi. Kar fırtınası hâlâ şiddetini koruyordu. Bir virajda hafifçe savrulduğunda, kutunun içindeki yavrulardan biri başını kaldırıp Zeynep’in eline dokundu. Küçük, soğuk burnu parmaklarına değdi. O temas, Zeynep’in göğsünde üç yıldır donmuş olan bir şeyi çatlatır gibi oldu.
Kliniğe vardığında ekip hazırdı. Dişi kurdu hemen içeri aldılar. Yavrular ısıtmalı bir bölmeye yerleştirildi. Zeynep koridorda tek başına kaldı. Elleri kan içindeydi. Antiseptik kokusu burnuna doldu. Üç yıl önce hastane koridorunda beklediği o geceyi hatırladı. Emir için kapalı kapının ardında verilen mücadeleyi.
Saatler sonra veteriner dışarı çıktı. Yüzündeki ifade her şeyi anlatıyordu.
“Çok üzgünüm. İç kanama fazlaydı. Kurtaramadık.”
Zeynep gözlerini kapattı. Acı tanıdıktı. Yine bir kalp durmuştu. Yine bir anne kaybetmişti.
Ama veteriner devam etti:
“Yavrular iyi. Güçlüler. Yaşayacaklar.”
Yaşayacaklar.
Bu kelime içini titretti. Yaşam… Devam eden bir şeydi devamı icin sonrki syfaya gecinz...