Sonraki günlerde Zeynep her sabah kliniğe gitti. Önce sadece durumlarını sordu. Sonra biberonla beslemeye yardım etmeye başladı. Yavrular onun sesine alıştı. Biri daha cesur ve meraklıydı, diğeri daha temkinli. Farkında olmadan onlara isim verdi: Umut ve Rüzgâr.
Onları avuçlarının içinde tutarken Emir’i unutmuyordu. Kimse onun yerini alamazdı. Ama kalbinin tamamen taş kesilmediğini fark ediyordu. Hâlâ sevme, koruma ve mücadele etme gücü vardı.
Orman Müdürlüğü devreye girdi. Yavruların bir yaban hayatı rehabilitasyon merkezine gönderilmesine karar verildi. Zeynep ziyaret izni istedi. Uzmanlar ona mesafeli olması gerektiğini, fazla bağ kurmaması gerektiğini anlattı. O başını salladı. Önemli olan onların doğaya dönmesiydi.
Bahar geldiğinde Umut ve Rüzgâr büyümüştü. Artık gözleri daha keskin, adımları daha sağlamdı. Zeynep her ziyaretinde onların biraz daha uzaklaştığını hissediyordu. Bu, doğru bir uzaklıktı.
Serbest bırakılacakları gün, Zeynep merkezin yakınındaki bir tepede durdu. Kafes açıldı. Umut ilk çıkan oldu. Havayı kokladı, bir an durdu ve ağaçlara doğru koştu. Rüzgâr kısa bir an için geride kaldı. Başını çevirdi, sanki bir şeyi hatırlamak ister gibi… Sonra o da kardeşinin peşinden ormana karıştı.
Gözden kayboldular.
Zeynep’in yanaklarından yaşlar süzüldü. Ama bu gözyaşları sadece keder değildi. İçinde hafif bir huzur da vardı. Bir şey kurtarılmıştı.
Birkaç gün sonra yeniden 218. kilometreye gitti. Bu kez adımları daha sağlamdı. Emir’in adının yazılı olduğu küçük anı taşının önüne çiçek bıraktı.
“Seni kurtaramadım,” diye fısıldadı. “Ama bir annenin son umudunu yaşattım.”
Rüzgâr hafifçe esti, yaşlı meşenin dalları hışırdadı. Zeynep ilk kez hayatta kaldığı için kendini suçlu hissetmedi. Anladı ki yaşamak bir ihanet değil, bir sorumluluktu.
O günden sonra yollarda hayvan geçiş noktaları için çalışan bir gönüllü grubuna katıldı. Tehlikeli virajlara uyarı levhaları yerleştirilmesi için kampanyalar düzenledi. Sürücülere eğitimler verdi. Her kurtarılan can, Emir’e sessiz bir armağan gibiydi.
O kar fırtınasında başlayan olaylar zinciri oğlunu geri getirmedi. Ama Zeynep’i karanlığın içinden çıkardı.
Bazen geceleri uzaktan bir kurt uluması duyduğunu sanır. Pencereye yaklaşır, gözlerini kapar. Umut ve Rüzgâr’ın dağların arasında özgürce koştuklarını hayal eder.
Ve o an kalbi artık sadece kaybın ağırlığıyla değil, yaşamın sesiyle atar.