Üç serseri, sabah koşusundan dönen savunmasız bir kıza saldırıp onu soymaya kalkıştı. Kendi aralarında onun korkmuş ve çaresiz olduğunu düşünüyor, kolay bir hedef seçtiklerine inanıyorlardı. Ama birkaç dakika içinde, hayatlarının en büyük hatasını yaptıklarını anlayacaklardı.
Sabah park sakin ve ılıktı. Sedef her zamanki gibi gün doğmadan koşusunu tamamlamıştı. Nefesi hâlâ hızlıydı ama zihni berraktı. Disiplin onun hayatının temeliydi. Saçları sıkıca toplanmış, adımları dengeli ve kontrollüydü. Boynundaki ince altın zincir ve bileğindeki spor saat, onun için sadece aksesuardan ibaretti; asıl gücü, yıllardır verdiği emeğin içindeydi.
Ara sokağa girdiğinde yağmurdan kalan nemli hava toprağın kokusunu taşıyordu. Tam çıkışa yönelmişti ki motor sesleri sabah sessizliğini yardı. Üç motosiklet hızla yaklaşıp önünde keskin bir frenle durdu.
İçinden kısa bir değerlendirme geçti. Kaçış mesafesi, adamların duruşu, çevredeki olası çıkış noktaları… Panik yoktu. Sadece analiz.
Adamlar motosikletlerden indi. Lider olanı omuzlarını gererek yaklaştı.
“Güzelim, tek başına mı dolaşıyorsun?”
Sedef cevap vermedi. Bakışlarını adamın gözlerine sabitledi. Bu bakış, çoğu insanı huzursuz edecek kadar sakindi.
“Telefon kaç liralık acaba? Kırılmasın diye bize versen iyi olur.”
İkinci adam arkasına dolanırken üçüncüsü yanına yaklaştı. Kaçış yolu kapanmıştı. Mesafeyi bilinçli olarak daraltıyorlardı.
“Bırakmazsam ne olur?” diye sordu Sedef.
Adamlar güldü.
“Hiç hoş şeyler olmaz.”
Tam o anda lider omzuna dokunmak için elini uzattı.
Ve her şey bir saniyeden kısa sürede değişti.
Sedef, adamın bileğini yakaladı. Bileği ters açıyla çevirip ani bir hareketle dizini onun dengesine vurdu. Adam acı içinde yere çökerken kemikten gelen çıtırtı sesi sabah sessizliğini böldü. Aynı anda arkasındaki ikinci adamın adım sesini duydu. Vücudunu yarım dönüşle savurdu, dirseğini adamın göğsüne sertçe geçirdi. Adam geriye savrulup motosiklete çarptı.
Üçüncü adam bir an afalladı. Sonra öfkeyle hamle yaptı. Sedef geri çekilmedi. Aksine, bir adım öne çıktı. Onun hızını kendi lehine kullandı; adamın kolunu kavrayıp omzunun üzerinden savurdu. Adam asfaltın üzerine sertçe düştü.
Lider ayağa kalkmaya çalışıyordu. Küfrederek cebine uzandı. O an Sedef’in gözleri değişti. Ciddi ve keskin. Adamın elini daha cebindeyken tekmeyle uzaklaştırdı. Küçük bir çakı yere düştü.
“Yanlış kişiyi seçtiniz,” dedi Sedef sakin ama buz gibi bir sesle.
Adamlar artık gülmüyordu. Şaşkınlık yerini korkuya bırakmıştı. Sabah koşusundan dönen “savunmasız” kadın, profesyonel bir dövüşçü gibi hareket ediyordu. Nefesi düzenliydi. Elleri titremiyordu.
İkinci adam toparlanıp tekrar saldırmaya yeltendi. Bu kez daha dikkatliydi. Yumruk savurdu. Sedef başını hafifçe yana eğerek darbeyi boşa çıkardı ve adamın kaburgalarına seri iki darbe indirdi. Adamın soluğu kesildi devamı icin sonrki syfaya gecinz...