Güneşli bir aile pikniği, bir şaka uğruna saniyeler içinde kâbusa dönüştü. On dokuz yaşındaki torun, babaannesinin sudan ölümüne korktuğunu ve yüzme bilmediğini çok iyi bilmesine rağmen, onu hiç düşünmeden iskeleden göle itti. Yaşlı kadın dengesini kaybedip buz gibi suya gömülürken, kıyıdaki akrabaları kahkahalar atıyor, cep telefonlarıyla bu anı “eğlence” olsun diye kaydediyorlardı. Kadın suyun yüzeyinde çaresizce çırpınırken, öz oğlu bile “Dikkat çekmeye çalışıyor, abartmayın” diyerek alaycı bir tavır sergiledi.
Kendi imkanlarıyla, tırnaklarını ıslak tahtalara geçirerek kıyıya tırmanan yaşlı kadının titreyen vücudu sadece soğuktan değil, uğradığı ihanetin ağırlığından sarsılıyordu. Islak elbiseleri üzerine yapışmış, nefesi kesilmiş bir halde iskelede yatarken kahkahalar yavaş yavaş sustu. Herkes onun ağlamasını veya bağırmasını bekliyordu; ancak o, buz gibi bir sakinlikle ayağa kalktı. Gözlerinde ne bir damla yaş ne de bir merhamet kırıntısı vardı; sadece keskin bir kararlılık parlıyordu.
Titreyen elleriyle çantasından telefonunu çıkardı ve doğrudan polisi aradı. “Bir cinayete teşebbüs ihbarında bulunmak istiyorum, elimde video kanıtları da var,” dediği an ortamdaki hava bir anda buz kesti. Az önce gülen gelini ve oğlu, panik içinde kadının elindeki telefonu almaya ve videoları sildirmeye çalıştı. “Anne saçmalama, sadece şakaydı, biz bir aileyiz!” diye bağıran oğluna karşı kadın, hayatında hiç olmadığı kadar dik duruyordu devamı icin sonrki syfaya gecinz...