Torunumun anısını yaşatmak için onun mezuniyet elbisesini giydiğim gece, hayatımın en unutulmaz gecesine dönüşeceğini hiç düşünmemiştim.
Torunum Elif, öldüğünde sadece 17 yaşındaydı. Üniversiteye hazırlanıyordu. Her akşam masanın başına oturur, ders çalışırken bana hayallerinden bahsederdi. Bir gün iyi bir meslek sahibi olmak istediğini söyler, sonra gülerek “Büyükanne, ilk maaşımla seni Karadeniz’e tatile götüreceğim” derdi. O anlarda yüzündeki ışığı görmek benim için dünyalara bedeldi.
Ama o ışık bir gün aniden söndü.
Anne ve babası yıllar önce vefat etmişti. Onu büyüten, ona hem anne hem baba olmaya çalışan tek kişi bendim. Bu yüzden Elif’i kaybettiğim gün içimde büyük bir boşluk oluştu. Ne yaparsam yapayım kendimi suçlamaktan kurtulamıyordum.
Cenazesinden bir gün sonra kapı çaldı. Kargocu elinde büyük bir paketle gelmişti. Elif’in mezuniyet töreni için aylar önce sipariş ettiği elbise gelmişti. Paketi açtığımda gözlerim doldu.
Elbise gerçekten çok güzeldi.
Uzun, zarif ve ince işlemelerle süslenmişti. Elif onu giyseydi kesinlikle göz kamaştırırdı. O an içimde garip bir düşünce belirdi. Elif o gece orada olamayacaktı… ama belki de onun hayalini yaşatmanın bir yolu vardı.
Mezuniyet töreni günü geldiğinde elbiseyi dolaptan çıkardım. Bir süre elimde tuttum. Sonra derin bir nefes alıp giydim.
Şaşırtıcı bir şekilde elbise bana tam oldu.
Saçlarımı yaptım, hafif bir makyaj yaptım ve aynaya baktım. Aynada gördüğüm kişi sadece ben değildim. Sanki Elif’in hayali de benimle birlikte oradaydı.
Okula gittiğimde herkes bana bakıyordu. Bazıları şaşkın, bazıları meraklıydı. Fısıldaşmalar duyuyordum ama umursamadım. Çünkü içimde tek bir düşünce vardı:
Elif bu geceyi hak ediyordu.
Tören başladı. Müdür konuşmasını yaparken ben arka sıralarda oturuyordum. Ama o sırada elbisenin içinde garip bir şey hissetmeye başladım. Sanki bir şey sürekli beni batırıyordu. Başta önemsemedim ama rahatsızlık giderek arttı.
Elimi dikkatlice elbisenin astarına götürdüm. Parmaklarım küçük bir kağıt parçasına değdi.
Kalbim bir anda hızla çarpmaya başladı.
Kağıdı dikkatlice çıkardım ve açtım. İlk gördüğüm şey el yazısıydı. O yazıyı dünyanın neresinde görsem tanırdım.
Bu Elif’in yazısıydı.
Notta şöyle yazıyordu:
“Sevgili büyükanne… Eğer bunu okuyorsan, muhtemelen ben artık yanında değilim. Bunu yazmak çok zor ama sana bir şey söylemem gerekiyor. Lütfen kendini suçlama. Bana her zaman sevgi verdin. Bana güvenmeyi, güçlü olmayı ve hayal kurmayı sen öğrettin. Eğer bugün hayallerimden bahsedebiliyorsam, bu senin sayende.”
Satırları okudukça gözlerim doldu devamı icin sonrki syfaya gecinz...