Ben ve eşim Murat tam yirmi beş yıldır evliydik.
Evliliğimiz her zaman sakin, düzenli ve güven dolu görünürdü. Murat sır saklayan biri değildi. Telefonuna şifre koymazdı, ortak banka hesaplarımız vardı ve gün içinde yaşadığımız en küçük şeyleri bile birbirimize anlatırdık. En azından ben yıllarca böyle olduğuna inanmıştım.
Her şey geçen Salı gecesi değişti.
Saat 02.14’te Murat’ın telefonu komodinin üzerinde titremeye başladı. Yarım uykulu bir şekilde gözlerimi açtım. Murat ise derin uykusundan hiç kıpırdamadı. Telefon sustu.
Tam tekrar uykuya dalacakken telefon 02.17’de yeniden çaldı.
Sonra 02.20’de bir kez daha.
Ekrana baktım. Gizli numara yazıyordu. Gece yarısı üç kez arayan biri genellikle kötü bir haber getirir. Murat’ı hafifçe dürttüm ama sadece mırıldanıp diğer tarafına döndü.
İçimde açıklayamadığım bir huzursuzluk vardı. Sonunda telefonu alıp cevapladım.
Daha “alo” bile diyemeden telefondan bir kadın sesi patladı.
“Murat! Artık beni görmezden gelmeyi bırak! Sorumluluk al! Bu tamamen senin suçun!”
Bir an donup kaldım.
“Bir dakika… Kimsiniz? Ne oluyor?” diye sordum.
Kadın bir anda sustu. O sessizlikte arka planda ağlayan bir bebek sesi duyuluyordu. İnce, çaresiz bir ağlama.
Kalbim hızla çarpmaya başladı.
Kadın birkaç saniye sonra sakin ama sert bir sesle konuştu.
“Saat 12.00’de Atatürk Caddesi’nin köşesine gelin. O zaman kocanızın ne yaptığını öğreneceksiniz.”
Telefon kapandı.
Elimde telefonla karanlık odada öylece kaldım. Yanımda Murat hâlâ derin uykudaydı. Yıllardır tanıdığım adamın yanında sanki tamamen yabancı biri yatıyormuş gibi hissettim.
Ama sabah olduğunda hiçbir şey söylemedim.
Arama kaydını telefonundan sildim. Neden yaptığımı ben de bilmiyordum. Belki önce gerçeği kendim öğrenmek istiyordum.
Sabah Murat her zamanki gibi erkenden kalktı. Kahvaltı yaptı, gazeteye göz attı ve işe gitmek için evden çıktı. Her şey o kadar normaldi ki gece yaşadığım şey neredeyse bir rüya gibi gelmeye başlamıştı.
Ama içimdeki merak ve korku beni rahat bırakmadı.
Saat on bir buçukta arabaya bindim ve Atatürk Caddesi’nin köşesine doğru yola çıktım.
Öğle vakti olmasına rağmen sokak oldukça sakindi. Arabayı kenara çektim ve etrafa bakındım.
Tam o sırada kaldırımın kenarında duran genç bir kadın dikkatimi çekti. Kucağında bir bebek vardı. Kadın sürekli etrafa bakıyor, sanki birini bekliyordu devamı icin sonrki syfaya gecinz...