Sonra göz göze geldik.
Kadın beni fark eder etmez doğruca arabama doğru yürümeye başladı. Yüzünde hem yorgunluk hem de endişe vardı.
Arabadan indim.
Kadın yaklaşınca gözlerinin kızarmış olduğunu fark ettim. Ağlamıştı.
“Sen… Murat’ın eşi misin?” diye sordu.
Boğazım kurudu ama başımı salladım.
Kadın kucağındaki bebeği biraz daha sıkı tuttu.
“Böyle öğrenmek zorunda kaldığın için gerçekten üzgünüm,” dedi titreyen bir sesle. “Ama artık saklayacak gücüm kalmadı.”
Elime kapalı bir zarf verdi.
Ellerim titreyerek zarfı açtım.
İçinden birkaç belge ve fotoğraf çıktı.
Fotoğrafların birinde Murat vardı. Ama yanında bu kadın da vardı. Bir parkta oturuyorlardı. Fotoğraf birkaç yıl önce çekilmiş gibi görünüyordu.
Belgelerden biri ise bir hastane raporuydu.
Gözlerim en alttaki satıra takıldı.
“Organ bağışı donör kaydı: Murat Yılmaz”
Başımı kaldırıp kadına baktım.
“Bu ne demek?” diye fısıldadım.
Kadın derin bir nefes aldı.
“Üç yıl önce oğlum çok ağır bir hastalık geçirdi,” dedi. “Doktorlar uygun donör bulamazsak yaşama şansının çok az olduğunu söyledi. Murat… test yaptırdı ve uygun çıktı.”
Bebeğe baktım. Küçük çocuk şimdi sakinleşmiş, annesinin omzunda uykuya dalmıştı.
Kadın devam etti.
“Murat bize yardım etti. Oğlumun hayatını kurtardı. Ama sonra bir daha bizimle görüşmek istemedi. Bunu kimsenin bilmesini istemediğini söyledi.”
Şaşkınlıkla dinliyordum.
“Peki neden gece aradın?” dedim.
Kadın gözlerini yere indirdi.
“Çünkü son haftalarda Murat’a ulaşamıyordum. Oğlumun kontrolü vardı ve bazı belgeler için imzası gerekiyordu. Defalarca aradım ama cevap vermedi. Panikledim.”
Bir süre hiçbir şey söylemedim.
Aklımda gece duyduğum sözler yankılanıyordu: “Sorumluluk al…”
Kadın tekrar konuştu.
“Onun ailesi olduğunu biliyordum ama sizin hiçbir şeyden haberiniz olmadığını da anladım. Gerçeği bilmeye hakkınız olduğunu düşündüm.”
O an içimdeki bütün şüpheler yavaşça dağıldı.
Murat bana hiçbir zaman anlatmamıştı. Belki bunu bir iyilik olarak görmüş ve kimseyi zor durumda bırakmak istememişti.
Belgeleri tekrar zarfın içine koydum.
Kadına baktım.
“Bana adresini verir misin?” dedim.
Kadın şaşırdı.
“Tabii… neden?”
Hafifçe gülümsedim.
“Çünkü Murat bugün akşam eve geldiğinde ona söyleyeceğim bir şey var.”
Kadın merakla bekledi.
“Yirmi beş yıldır evliyiz,” dedim. “Ama bugün kocam hakkında yeni bir şey öğrendim.”
Bebeğe baktım.
“Meğer sandığımdan çok daha iyi bir adammış.”