Kocam paramı çaldı ve metresiyle Bodrum’a kaçtı — ama tatilleri için bazı şeyleri değiştireceğimi hiç hesaba katmamıştı.
Dokuz günlüğüne şehir dışına çıkmıştım. Aylarca fazla mesai yapmış, her kuruşu tüp bebek tedavisi için bir kenara koymuştum. Hayalim basitti: küçük bir ev, sevgi dolu bir aile ve bir bebek. Döndüğüm gün telefonuma düşen mesaj o hayali tek cümleyle paramparça etti.
“Dünyanın en güzel kadınıyla Bodrum’a gidiyorum — parasız yalnızlığın tadını çıkar! Birikimlerini ve evdeki değerli ne varsa aldık. Duvarlar sana yeter.”
Mesajı tekrar tekrar okudum. Parmaklarım cevap yazmak için kıpırdandı ama vazgeçtim. Sessizlik bazen en güçlü cevaptı.
Eve vardığımda kapının kilidi zorlanmış gibiydi. İçeri adım attığımda yankılanan ayak sesim, evin boşluğunu yüzüme vurdu. Salon gitmişti. Televizyon, halılar, tablolar… Yatak odasına yürüdüm. Çekmeceler boştu. Takı kutum yoktu. Dolabımın kapağı aralıktı; içi neredeyse tamamen boşaltılmıştı.
Mutfakta, tezgâhın üzerinde bir yapışkan not duruyordu.
“Aramaya çalışma. Sonunda mutluluğu seçiyoruz.”
O an içimde bir şey kırıldı ama aynı anda başka bir şey de yerini buldu: öfke değil, kararlılık.
Murat’ın tek düşündüğü para ve gösterişti. Ama bilmediği bir şey vardı. O paranın tamamı nakit değildi. Birikimimin büyük kısmı ortak hesabımızda duruyordu ama o hesaba erişim için benim onayım gerekiyordu. Murat bunu bilmiyordu çünkü finansal işleri hep ben takip ederdim. Ayrıca, birikimin önemli bir bölümü de vadeli hesaptaydı ve erken çekimde ciddi cezai işlem uygulanıyordu.
Yatağın kenarına oturdum ve ilk aramayı yaptım. Bankayı arayıp ortak hesabı dondurdum. Ardından avukatımı aradım. Sonra da kredi kartı şirketlerini.
Tam o sırada telefonum çalmaya başladı. Murat’tı. Açmadım. İkinci kez aradı. Üçüncüde açtım.
“Aylin? Aylin orada mısın?!” Sesi telaşlıydı. “Ne yaptın sen?! Kartlarım reddediliyor! Hesaba erişemiyorum!”
Derin bir nefes aldım. “Ortak hesaba erişim için iki imza gerekiyor, Murat. Unuttun mu?”
“Saçmalama! O para benim de param!”
“Yanılıyorsun,” dedim sakin bir sesle. “O para benim emeğim. Sen sadece harcama planı yapmışsın.”
Telefonun ucunda sessizlik oldu. Ardından panik dolu bir fısıltı: “Aylin, bak konuşalım. Bu bir yanlış anlaşılma.”
“Notu da mı yanlışlıkla bıraktın?” diye sordum.
Cevap vermedi devamı icin sonrki syfaya gecinz...