Odanın zifiri karanlığını komodinin üzerinden yayılan soluk, mavi bir ışık böldüğünde saat gecenin üçünü gösteriyordu. Kocam Selim, yanımda derin bir uykudaydı; düzenli nefes alışverişleri odadaki tek sesti. Normalde uykum çok ağırdır, sıradan bir telefon titreşimi beni asla uyandıramazdı. Ancak o gece, sanki görünmez bir el beni omuzlarımdan sarsıp uyandırmış gibi, aniden gözlerimi açarak doğruldum. Işığın kaynağına, Selim’in telefonuna doğru yavaşça uzandım. Amacım sadece ekranı ters çevirip ışığı kapatmaktı. Ancak kilit ekranında beliren o tek satırlık bildirim cümlesini gördüğümde, parmak uçlarımdan başlayıp tüm vücuduma yayılan o dondurucu soğuğu hissettim. Kanım kelimenin tam anlamıyla donmuştu.
Bilinmeyen bir numaradan gelmişti: "GERÇEĞİ ONA SÖYLEDİN Mİ?"
Bu beş kelimelik cümle, beynimin içinde yankılanan bir çığlığa dönüştü. Hangi gerçek? Kimden bahsediyordu? Kalbim göğüs kafesimi parçalayacakmış gibi atmaya başlarken, gözlerimi Selim'e çevirdim. Yüzü o kadar masum, o kadar huzurlu görünüyordu ki... Yedi yıllık evliliğimiz boyunca bana bir kez bile sesini yükseltmemiş, beni her zaman el üstünde tutmuş, dünyanın en şefkatli adamıydı o. İhanet mi ediyordu? Başka bir kadın mı vardı? Hayır, bu cümlenin tınısında çok daha karanlık, çok daha ağır bir sırrın ağırlığı hissediliyordu.
Titreyen ellerimle telefonu elime aldım. Selim'in şifresini biliyordum; evlilik tarihimizdi. Şifreyi girerken parmaklarımın uyuştuğunu hissettim. Ekran açıldı ve doğrudan mesajlaşma uygulamasına yönlendirildim. Numarayı kaydetmemişti ama konuşma geçmişi oldukça uzundu. En başa, her şeyin başladığı o ilk mesaja doğru kaydırmaya başladım. Okudukça nefesim daralıyor, odadaki oksijenin yavaş yavaş tükendiğini hissediyordum.
İlk mesaj aylar öncesine aitti: "O gece ne yaptığını biliyorum Selim. Polise gitmememi istiyorsan, sana vereceğim hesaba dediğim miktarı yatır."
Selim'in cevabı kısa ve panik doluydu: "Sen kimsin? Benden ne istiyorsun?"
Mesajlaşmalar ilerledikçe şantajcının talepleri artmış, Selim'in çaresizliği ise ekrandan taşarak yüzüme çarpmaya başlamıştı. Sürekli para transferi dekontları, yalvarmalar ve tehditler birbirini izliyordu. Fakat benim asıl aradığım şey şantajın konusu değildi; benim aradığım şey "gerçek"ti. Sonunda, iki hafta öncesine ait bir mesajda o korkunç kelimeyi gördüm: Bursa devamı icin sonrki syfaya gecinz...