Bir akşam altı yaşındaki kızım bana sarılıp kulağıma fısıldadı:
“Sen işteyken bir kadın geliyor ve babamla hastanecilik oynuyorlar,” dedi ve yatağın altını işaret etti.
O anda sadece gülümsedim. Çocukların bazen hayal dünyasının çok geniş olduğunu düşünürdüm. Ama kızımın yüzündeki ciddiyet beni huzursuz etmişti.
Hiçbir şey söylemedim.
Ama ertesi gün evin her yerine kamera yerleştirdim. Üç gün sonra kapımızın önünde üç polis arabası duruyordu…
Üç günlük bir iş seyahatinden sonra eve döndüğüm o akşam her şey normal görünüyordu. Hava çoktan kararmıştı. Arabanın saatine baktım: 21.05. Kızım genelde dokuz gibi uyurdu ama en azından ona sarılıp birkaç dakika konuşabilmeyi umuyordum.
Ev sessizdi.
Eşim salonda televizyon izliyordu. İçeri girdiğimde başını bile çevirmedi.
— Erken geldin, dedi sadece.
Sesindeki o soğukluk dikkatimi çekti ama o an üzerinde durmadım. Başımı sallayıp doğruca kızımın odasına gittim.
Yeşil dinozor desenli pijamalarıyla yatağında oturuyordu. Oyuncak ayısını sıkıca tutuyordu. Beni görünce gözleri parladı.
— Anne!
Koşup bana sarıldı. Saçları çocuk şampuanı ve süt kokuyordu.
Bir süre sohbet ettik. Anaokulunda yaptığı resimleri, güvercinleri nasıl beslediklerini, öğretmenlerinin onlara nasıl oyunlar oynattığını anlattı.
Sonra onu yatırdım.
Her zamanki gibi ona bir masal anlatmaya başladım. Eve dönmeye çalışan küçük bir kirpinin hikayesini…
Masalın ortasında sorular başladı.
— Anne, çimen neden yeşil?
— Çünkü güneşi çok seviyor.
— Bazı köpekler neden sokakta yaşıyor?
— Çünkü henüz bir yuva bulamamışlar.
Bir süre düşündü. Sonra birden ciddileşti.
Parmağıyla yatağın altını işaret etti.
— Anne… o kadın neden yatağın altından çıkıp babamla hastanecilik oynuyor?
İçim buz kesti.
— Hangi kadın kızım?
Şaşkın gözlerle bana baktı.
— Sen evde yokken geliyor. Aşağıda yaşıyor.
Aşağıyı işaret etti.
Alt katta bizim yatak odamız vardı.
— Oradan çıkıyor… babamın yatağından.
Kalbim bir an duracak gibi oldu.
Sonra fısıldadı.
— Babam bunun bir sır olduğunu söyledi. Söylersem beni cezalandırırmış.
O anda hiçbir şey söylemedim.
Sadece onu öptüm, battaniyesini düzelttim ve ışığı kapattım.
Ama içimde ağır bir şüphe vardı.
O gece neredeyse hiç uyuyamadım.
Kızımın sözleri beynimde tekrar tekrar yankılanıyordu.
“Yatağın altından çıkıyor…”
Sabah eşim işe gider gitmez arabaya atladım. Şehrin büyük elektronik mağazalarından birine gittim devamı icin sonrki syfaya gecinz...