Güvenlik kameraları aldım.
Küçük, kablosuz ve fark edilmesi zor modellerdi.
İki saat içinde evin her yerine yerleştirdim:
Salon.
Mutfak.
Koridor.
Ve en önemlisi… yatak odamız.
Sonra bekledim.
Bir gün geçti.
İkinci gün geçti.
Üçüncü günün akşamı işten erken çıktım. Arabada oturup telefondan kamera kayıtlarını açtım.
Kalbim hızla atıyordu.
Saat 14.37'yi gösteriyordu.
Kapı açıldı.
Eşim içeri girdi.
Arkasında bir kadın vardı.
Gençti. Uzun saçlıydı. Üzerinde açık renk bir mont vardı.
Mideme bir yumruk yemiş gibi oldum.
Ama asıl tuhaflık bundan sonra başladı.
İkisi hızlı adımlarla yatak odasına girdi.
Kapıyı kapatacaklarını düşündüm.
Ama kapı açık kaldı.
Ekrana daha dikkatli baktım.
Kadın odaya girer girmez yatağın yanına eğildi.
Sonra…
Yatağın altına baktı.
Bir an sonra dizlerinin üzerine çöktü.
Eşim de onun yanına eğildi.
Birlikte yatağın altından büyük bir spor çantası çıkardılar.
Kadın çantayı açtı.
İçinden küçük paketler çıkardı.
O an beynimde bir şeyler yerine oturdu.
Bu bir ilişki değildi.
Bu… başka bir şeydi.
Paketleri masaya dizdiler.
Kadın birini açtı.
İçinden beyaz toz çıktı.
Kalbim hızla çarpmaya başladı.
Uyuşturucu.
Evimizin içinde.
Yatağımızın altında.
Kızımın “hastanecilik oynuyorlar” dediği şey… aslında uyuşturucu paketlemekti.
Eşim ve o kadın yaklaşık kırk dakika boyunca paketlerle uğraştılar.
Sonra hepsini tekrar çantaya koydular.
Kadın çantayı aldı ve evden çıktı.
Eşim kapıyı kapattı.
Hiçbir şey olmamış gibi salona gidip televizyonu açtı.
Ben ise arabada donup kalmıştım.
Ellerim titriyordu.
Telefonumu aldım.
112’yi aradım.
Polise her şeyi anlattım.
Adresimizi verdim.
Bir saat sonra eve geldiğimde kapımızın önünde üç polis arabası vardı.
Komşular camlardan bakıyordu.
Polisler evi çoktan aramaya başlamıştı.
Eşim kelepçelenmiş halde kapının önünde oturuyordu.
Yüzü bembeyazdı.
Beni görünce bağırdı.
— Sen mi yaptın bunu?!
Hiç cevap vermedim.
Sadece kızımı düşündüm.
Polislerden biri yanıma gelip sakin bir sesle konuştu.
— Hanımefendi, verdiğiniz bilgiler doğru çıktı. Yatak odasındaki gizli bölmede ciddi miktarda uyuşturucu bulduk.
Başımı salladım.
Kızımın sözleri aklıma geldi.
“O kadın yatağın altından çıkıyor…”
O akşam kızımı kucağıma aldım.
Saçlarını okşadım.
Bazen çocuklar dünyayı bizim göremediğimiz kadar dürüst ve basit görürler.
Biz karmaşık düşünürüz.
Ama onlar sadece gördüklerini anlatır.
Ve o gün anladım ki…
Bir annenin en büyük görevi bazen çocuğunu dinlemek olabilir.