
Babamın Düğününden Hemen Önce Kolumu ve Bacağımı Kırdım… Ama Yine de Her Şeyi Benim Yapmamı İstediler 19 yaşındayım. Annemi kaybettikten yaklaşık bir yıl sonra babam, onun kız kardeşi Aylin ile birlikte yaşamaya başladı.
Başlarda Aylin anlayışlı ve şefkatliydi. Ama zamanla gerçek yüzünü göstermeye başladı. Babam yokken bana sürekli hakaret ediyordu:
“Annen gibi sen de hiçbir işe yaramazsın.”
Babam ise bana asla inanmadı.
Düğünden birkaç gün önce, Aylin’in sipariş ettiği büyük paketleri taşırken buzlu yolda kaydım. Gözümü açtığımda hastanedeydim. Kolum ve bacağım kırılmıştı.
Ama Aylin’in ilk tepkisi geçmiş olsun değildi. Öfkeyle üzerime eğilip şunu söyledi:
“Bu numarayla sorumluluklarından kaçacağını sanma. Düğün organizasyonu aynen devam edecek!”
Babam da sadece “daha dikkatli olmalıydın” dedi.
O gece, başka bir eyalette yaşayan babamın annesi Fatma Ninem beni aradı. Her şeyi ona anlattım. Sessizce dinledi ve sonra sadece şunu söyledi:
“Sen dediklerimi yap. Ben gelince bu düğün kimsenin unutamayacağı bir kutlama olacak.”
Bir hafta boyunca, kırıklarım alçıdayken düğünü tek başıma organize ettim. Mekân, davetler, hatta Aylin’in gelinliği bile…
Kutlamaya bir saat kala kapı çaldı. Aşağı inemediğim için Aylin’den açmasını istedim.
“Bu kadar işe yaramaz olup hâlâ yaşıyorsun ya…” diye söylenerek indi.
Ve sonra… aşağıdan bir ses duydum:
“Merhaba canım! Kutlama zamanı!”
Ardından büyük bir gürültü…
Babamın çığlığı evi doldurdu:
“ANNE! NE YAPIYORSUN? NEDEN TAM BUGÜN?!” -
Aşağıdan gelen o gürültü, evin içini sanki ikiye bölmüştü. Kalbim yerinden çıkacak gibiydi. Ne olduğunu göremiyordum ama seslerden bir şeylerin kontrolden çıktığı belliydi.
Birkaç saniye sonra Aylin’in çığlığı yükseldi. Panik, korku ve öfke iç içeydi.
“NE YAPIYORSUN SEN?! DELİ MİSİN?!”
Babamın sesi daha da sertleşti.
“Anne! Bunu burada yapmanın sırası mıydı?!”
Merak içimi kemiriyordu. Koltuk değneklerim yatağın kenarındaydı ama kolum alçıdaydı, bacağım neredeyse hissizdi. Yine de kendimi zorladım. Kapıyı aralayıp merdiven boşluğuna doğru baktım.
Ve o an gördüğüm şey… hayatım boyunca aklımdan çıkmayacak.
Fatma Ninem, kapının tam ortasında dimdik duruyordu. Üzerinde sade ama şık bir palto vardı. Elindeki çantayı yere bırakmıştı. Aylin ise yere düşmüş, dizlerinin üzerinde kalmıştı. Az önce duyduğum o gürültü, meğer Aylin’in yere düşerken devirdiği sehpaymış.
Ama asıl bomba, Fatma Ninem’in arkasındaki iki kişiydi.
Bir kadın ve bir adam. Resmî giyimli, ciddi yüzlü.
“Nine… bunlar kim?” diye kekeledi babam.
Fatma Ninem gözünü Aylin’den ayırmadan konuştu:
“Bunlar savcılıktan. Bir de sosyal hizmetlerden biri var. Çünkü bugün burada konuşulması gereken bazı çok eski meseleler var.” Aylin’in yüzü bembeyaz oldu. Dudakları titriyordu devamı sonrki syfda...