Adım Lale, elli dokuz yaşındayım. Altı yıl önce, benden otuz bir yaş küçük olan Emir’le evlendim. Onunla bir yoga dersinde tanıştım; emekliydim, yalnızdım ve hayatın sessizliği üzerime çökmüştü. Emir o sınıfta huzur gibiydi—nazik, sabırlı ve insanın içini yumuşatan bir sesi vardı. Bana ilk günden itibaren “küçük karım” diye hitap etti. Garipti ama hoşuma gitmişti. Herkes beni uyardı; “Paran için yanında” dediler. Ama Emir hiçbir zaman para istemedi. Aksine benimle ilgilendi, yemek yaptı, beni dinledi. Zamanla ona güvendim.
Her gece yatmadan önce bana bal ve papatya ile hazırlanmış ılık bir bardak su getirirdi. “Hepsini iç tatlım,” derdi. “Sen uyumazsan ben de rahat edemem.” Bu küçük ritüel zamanla güvenin bir sembolüne dönüştü. İçtikten sonra derin bir uykuya dalar, sabahları huzurlu uyanırdım. En azından ben öyle sanıyordum.
Bir gece, her şey değişti.
Emir yine mutfakta oyalanacağını söyledi. “Sen önce uyu bebeğim,” dedi. Ama o gece içimde açıklayamadığım bir huzursuzluk vardı. Işığı kapattım ama uyumadım. Bir süre sonra sessizce kalktım ve koridordan mutfağa doğru ilerledim. Kapının aralığından onu izledim.
Her zamanki gibi bardağa ılık su doldurdu. Sonra çekmeceyi açtı ve küçük, kehribar renkli bir şişe çıkardı. Kalbim hızlandı. Şişeyi eğdi… bir damla… iki damla… üç damla. Şeffaf bir sıvı suya karıştı. Ardından bal ve papatya ekleyip karıştırdı.
O an içimde bir şey koptu.
Hemen yatağa döndüm ve uyuyor gibi yaptım. Odaya geldiğinde yüzünde her zamanki sakin gülümseme vardı. “Al bakalım bebeğim,” dedi. Bardağı aldım ama içmedim. “Birazdan içerim,” diye mırıldandım. O gece suyu gizlice sakladım.
Ertesi sabah soluğu özel bir klinikte aldım. Örneği teslim ettim ve beklemeye başladım. İki gün sonra çağrıldım. Doktorun yüzü ciddiydi. “Bu madde uyku ilacı değil,” dedi. “Uzun süreli kullanımda hafızayı zayıflatır. Kişinin algısını ve iradesini etkileyebilir.”
Dizlerim titredi. Altı yıl boyunca her gece içtiğim şey buydu.
Ama asıl darbe henüz gelmemişti.
Doktor dosyaya tekrar baktı. “Bu maddeyi ne kadar süredir kullanıyorsunuz?” diye sordu. Cevap veremedim. Çünkü sonuçlara göre, bu madde vücudumda birikmişti. Yani bu ilk değildi… yüzlerce kez almıştım.
Eve döndüğümde her şey farklı görünüyordu. Aynı duvarlar, aynı eşyalar… ama artık güven yoktu. Emir o akşam yine aynı şekilde bana su getirdi. Bu kez gözlerinin içine baktım. Gülüyordu. Hep yaptığı gibi devamı icin sonrki syfaya gecinz...