Guzelsozler.com
  • Son Eklenen Sözler
  • Memleket Sözleri
  • Whatsapp
  • Genel
  • Foto Galeri
  • İletişim
  • Gizlilik Politikası
  • Hakkımızda

Kategoriler

Haber Kategorileri

  • Dini Sözler
  • Foto Galeri
  • Genel
  • Memleket Sözleri
  • Son Eklenen Sözler
  • Spor Sözleri
  • Whatsapp

Galeri Kategorileri

  • Galeri kategorisi yok

“Bizimle yemek yiyecek.” 13 yaşındaki kızım Selin, bunu bir ricadan çok kesin bir karar gibi söylemişti.

Yazar: admin • 30.03.2026 12:20

Hikayenin Devamı:

“Eğilip o şeyi yerden aldığım an kanım damarlarımda dondu. Dehşet içinde ona baktım. Leyla korkudan kaskatı kesilmişti, nefes bile alamıyordu. 'Leyla... Bu da ne?!'”

Yerde, mutfağın beyaz fayanslarının üzerinde soğuk, siyah ve ağır bir metal duruyordu. Bir silah. On üç yaşındaki, açlıktan ayakta zor duran, sessiz bir kız çocuğunun sırt çantasından eski, namlusu aşınmış bir tabanca düşmüştü. Tabancanın hemen yanında ise yere savrulmuş, buruşuk ve sararmış kapalı bir zarf vardı.

Leyla titremeye başladı. Gözyaşları yanaklarından boşalırken aniden yere atılıp silahı ve zarfı benden önce kapmaya çalıştı ama hızla uzanıp ikisini de ondan uzaklaştırdım. Silahın o soğuk, ağır demiri avucumun içinde gerçeküstü ve mide bulandırıcı bir his bırakıyordu.

"Selin, hemen odana git!" diye bağırdım kızıma, sesimdeki paniği gizleyemeden. Selin dehşet içinde önce yerdeki silaha, sonra ağlayan arkadaşına bakarak geri adım attı ve koşarak odasına kapandı.

"Lütfen... Lütfen polise haber vermeyin!" diye hıçkırdı Leyla, mutfak dolabına yaslanarak yere yığılırken. "O benim değil! Yemin ederim benim değil, kimseye zarar vermeyecektim!"

Kalbim göğüs kafesimi kıracakmış gibi atıyordu ama karşımda bir suçlu değil, dehşete düşmüş, çaresiz bir çocuk vardı. Derin bir nefes alıp sesimi olabildiğince yumuşatmaya çalıştım. "Kimin bu silah Leyla? Bu yaşta, böyle bir şeyle okulda, sokakta ne işin var?"

Leyla küçük, nasır tutmuş elleriyle yüzünü kapattı. "Babamın..." diye fısıldadı boğuk bir sesle, hıçkırıkları kelimelerini bölüyordu. "Annem iki yıldır kanser tedavisi görüyor. Babam fabrikadan çıkarıldıktan sonra hastane masraflarını ödeyebilmek için kötü insanlardan borç aldı. Ama ödeyemedi. Elektriğimizi kestiler, annemin ağrı kesicilerini bile alamıyoruz artık. Bu sabah okula gitmeden önce... Babamı yatak odasında ağlarken gördüm. Elinde bu silah vardı."

Sözcükler boğazımda düğümlendi, yutkunamadım.

"Kendine bir şey yapacaktı," diye devam etti Leyla, nefes nefese. "Kapı aralığından duydum. 'Eğer ben ölürsem, hayat sigortam hiç değilse annenin tedavisini karşılar' diye mırıldanıyordu. O banyoya elini yüzünü yıkamaya gidince dayanamadım. Masaya bıraktığı o veda mektubunu ve silahı çektim aldım, çantama atıp evden kaçtım. Geri koyamazdım... Babamı kaybedemezdim. Ne yapacağımı, kime gideceğimi bilemedim. Onu benden almayın ne olur!"

Duyduklarım karşısında beynim uyuştu. Elimi yaktığını hissettiğim silahı hızla mutfak tezgahının en üst rafına, ulaşılmayacak bir yere kaldırdım. Az önce hissettiğim o korku ve dehşet, saniyeler içinde yerini tarif edilemez, kahredici bir kalp ağrısına bıraktı. Yerde titreyen, cılız omuzları sarsılan bu küçük kız, aslında günlerdir çantasında sadece bir ölüm aleti değil, parçalanmış bir ailenin tüm umutsuzluğunu taşıyordu. O ağır kapüşonlunun içine gizlenip masamızda sessizce yemeğini yerken, aslında babasının o an hayatta olup olmadığını düşünüyor, o cehennem gibi yükün altında tek başına eziliyordu devamı icin sonraki syfaya gecinz...

← Önceki
1 / 2
Sonraki →

© 2026 Guzelsozler.com. Tüm hakları saklıdır.

Oluşturma: Wordpress