Rüzgarın bıçak gibi kestiği o dondurucu Aralık gecesi, ömrümü adadığım, tırnaklarımla kazıyarak kurduğum imparatorluğun varisleri olan üç oğlum—Tarık, Hakan ve Sinan—beni kapı dışarı etmişti. Yıllarca ter dökerek inşa ettiğim lojistik ve inşaat holdinginin tüm hisselerini, "Baba, artık devir değişti, sen yaşlandın. İmzaları at, köşene çekil, rahat et" yalanlarına kanarak üzerlerine yapmıştım. İmzaları attıktan sadece bir hafta sonra, "Bu ev bize lazım, sen bir huzurevine git" diyerek beni kışın ayazında, üzerimde sadece eski bir paltoyla sokağa attılar.
Gidecek hiçbir yerim yoktu. Gençliğimde, fabrikaları kurmadan önce yaşadığım, şehre tepeden bakan ama artık yıkılmaya yüz tutmuş o dökük gecekonduya sığındım. Çatısı akıyor, camlarından rüzgar ıslık çalarak içeri giriyordu. Soba yanmıyordu. O gece titreyerek uyumaya çalışırken, fiziksel soğuktan ziyade evlat acısı iliklerime kadar işlemişti. Çaresizdim, yapayalnızdım ve kalbim kırılmıştı.
Aylar geçti. Kışın acımasız soğuğu yerini ilkbaharın ılık rüzgarlarına bırakırken, o gecekonduda sadece hayatta kalmadım; küllerimden yeniden doğdum. Dışarıdan bakıldığında insanlar benim bittiğimi sanıyordu. Oğullarım ise mirasıma konmuş, holdingin içini boşaltmakla, lüks partilerde boy göstermekle ve magazin dergilerini süslemekle meşguldü. Ancak unuttukları çok önemli bir şey vardı: O devasa imparatorluğu kuran o kağıt parçaları değil, bendim. Zekam, kırk yıllık tecrübem, piyasadaki itibarım ve sarsılmaz dostluklarım onlara devrolmamıştı.
Gecekondudaki ilk haftamda, yıllar önce okutup iş dünyasına kazandırdığım, ancak oğullarımın holdingi ele geçirir geçirmez haksızca kovduğu eski asistanım ve manevi oğlum Cihan beni buldu. Durumumu görünce gözyaşlarına boğuldu ama onu durdurdum. "Ağlama," dedim, "Şimdi onlara hayatın ne demek olduğunu öğretme vakti." Cihan'ın adına gizlice kurduğumuz paravan şirket olan Anka Yatırım üzerinden derhal harekete geçtik. Oğullarımın kibrinden, hırslarından ve tecrübesizliklerinden kaynaklanan devasa açıkları toplamaya başladık. Benim eski dostlarım, oğullarımın saygısızlıklarından zaten bıkmıştı. Tedarikçiler bir bir geri çekildi, bankalar kredi limitlerini daralttı. Ben o dökük gecekondunun içinde, kırık bir masanın üzerinde sadece bir dizüstü bilgisayar ve Cihan'ın yardımıyla kendi kurduğum şirketi dışarıdan kuşatıp, hisselerini yok pahasına gizlice geri satın alıyordum devamı icin sonrki syfaya gecinz...