Doktorun sözleri kulaklarımda çınlıyordu. “Oğlunuzla hiçbir kan bağınız yok…” Sandalyeye yığıldım. Boğazım düğümlendi. “Bu nasıl mümkün olabilir?” diye fısıldadım. “Ben onu doğduğu günden beri büyüttüm. Onu ilk kucağıma alan bendim…” Doktor başını eğdi. Sanki yıllardır saklanan bir gerçeği anlatmanın ağırlığını taşıyordu.
“35 yıl önce bu hastanede büyük bir karmaşa yaşandı,” dedi. “O gece doğumhanede iki bebek aynı anda dünyaya geldi. Elektrikler kesildi, panik çıktı. Jeneratör devreye girdi ama birkaç dakika boyunca herkes karanlıkta kaldı. O karışıklıkta bebeklerin bileklikleri karışmış olabilir.” “Olabilir mi?” diye sertçe sordum.
“Yani emin değilsiniz?” Doktor derin bir nefes aldı. “Maalesef artık eminiz. Kan testleri bunu açıkça gösteriyor.” Başım dönüyordu. Ama içimde bir şey daha vardı… garip bir huzursuzluk. Sanki bu hikâyenin tamamı bu değildi. “Peki benim gerçek oğlum nerede?” diye sordum. Doktor gözlerimin içine baktı. O an yüzünde tuhaf bir ifade gördüm. “Gerçek oğlunuz…” dedi ve duraksadı. “Sanırım bu hastanede değil.” Tam o sırada kapı tıklandı. İçeri hemşire girdi. “Doktor bey, kaza yapan hastanın durumu kötüleşiyor.” Ayağa fırladım. “Benim oğlum!” Doktor bana baktı. Gözlerinde garip bir kararsızlık vardı.
Koridora çıktım. Yoğun bakımın önünde beklerken zihnimde 35 yılın anıları akıyordu. İlk adımları… ilk okul günü… üniversite mezuniyeti… Benim oğlumdu o. Kan bağı olsun ya da olmasın. Bir süre sonra doktor tekrar yanıma geldi. “Onun için acil kan gerekiyor ama sizin kan grubunuz uyumsuz.” Tam o sırada arkadan bir ses geldi. “Ben kan verebilirim.” Arkamı döndüm. Hastanenin ışıkları altında duran adamı görünce donakaldım. Kardeşim Murat.
Yıllardır görüşmediğim kardeşim. “Sen burada ne yapıyorsun?” diye sordum şaşkınlıkla. Murat gözlerini kaçırdı.
“Haberi aldım… geldim.” Doktor hızla kan testlerini aldı. Birkaç dakika sonra geri geldiğinde yüzü bembeyazdı. “İnanılmaz…” dedi. “Ne oldu?” diye sordum. Doktor bize baktı. “Bu adamın kanı tamamen uyumlu.”
Omuz silktim. “Eee? Kardeşim sonuçta.” Doktor başını salladı. “Hayır… mesele o değil.” Bir dosyayı açtı. “Bu hasta… sizin biyolojik oğlunuz.” Dünya bir anda sessizleşti. “Ne diyorsunuz siz?” Doktor devam etti.
“35 yıl önce doğumhanede iki aile vardı. Siz ve… kardeşiniz Murat.” Murat’ın yüzü soldu. Kalbim hızla atmaya başladı. “Ne demek bu?” Doktor ağır ağır konuştu devamı icin sonrki syfaya gecinz...