Annemin cenaze günü hayatımın en korkunç gerçeğini öğrendim.
O gün sanki sisin içindeydim. Ev insanlarla doluydu; komşular, akrabalar, annemin eski arkadaşları… Herkes bana sarılıyor, “başın sağ olsun” diyordu. Ama kelimeler kulaklarıma ulaşıyor olsa bile anlamlarını kaybediyordu. Sanki her şey çok uzaktan geliyordu.
Annem bir anda ölmüştü. Doktorlar kalp krizi demişti. Herkes bunu kabul etmişti.
Ama ben içimde bir huzursuzluk hissediyordum.
Akşam olduğunda evdeki kalabalık yavaş yavaş dağıldı. Salonun ortasında yalnız kaldığımda duvarlar üzerime geliyormuş gibi hissettim. Nefes almakta zorlanıyordum. Biraz temiz havaya ihtiyacım vardı.
Sessizce montumu alıp dışarı çıktım.
Mahallemizin biraz ilerisinde küçük bir nehir vardı. Çocukken sık sık annemle yürüyüş yaptığımız yer. Farkında olmadan ayaklarım beni oraya götürdü.
Yağmur yeni dinmişti. Toprak ıslak ve kaygandı. Nehrin kenarında durup karanlık suya bakıyordum. Tam o anda ayağımın altındaki zemin bir anda kaydı.
Her şey bir saniye içinde oldu.
Çığlık atmaya bile fırsat bulamadan kendimi buz gibi suyun içinde buldum.
Akıntı beklediğimden çok daha güçlüydü. Üzerimdeki siyah elbise hemen ağırlaştı. Ayakkabılarım suyla doldu ve hareket etmeyi zorlaştırdı. Birkaç saniye boyunca panikle çırpındım, ağzıma su doldu.
O an gerçekten öleceğimi düşündüm.
Ama sonra yıllar önceki yüzme antrenmanları aklıma geldi. Çocukluğum boyunca annem beni yüzme kurslarına göndermişti. O an reflekslerim devreye girdi.
Paniklemeyi bıraktım.
Sırt üstü döndüm, nefesimi kontrol ettim ve akıntıyla mücadele etmek yerine yönümü kıyıya çevirdim. Birkaç metre ileride sazlıklar vardı.
Bütün gücümle oraya doğru yüzdüm.
Sonunda parmaklarım sert saplara değdi. Onlara tutundum. Akıntı beni geri çekmeye çalışıyordu ama bırakmadım. Dizlerimi çamura dayayıp kendimi yavaş yavaş kıyıya çektim.
Sonunda sudan çıktım.
Islak çamurun üzerinde yatıyor, nefes nefese kalmış halde titriyordum.
Tam o sırada yukarıdan ayak sesleri duydum.
Birileri konuşuyordu.
Başımı yavaşça kaldırıp sazlıkların arasından baktım.
Gördüğüm manzara kalbimi durduracak gibiydi.
Kocam ve en yakın arkadaşım uçurumun kenarında duruyordu.
İkisi de aşağıya, suya bakıyordu.
— Çıkamaz, — dedi kocam sakin bir sesle. — Buradan kimse kolay kolay çıkamaz.
Arkadaşım tedirgin görünüyordu.
— Ya çıkarsa?
Kocam hafifçe güldü.
— Çıkamaz. Hem herkes cenazeden sonra biraz içtiğini gördü. Ayağı kaydı diyecekler.
Arkadaşım başını salladı devamı icin sonrki syfaya gecinz...