Yedi yıllık evlilikleri boyunca herkes onları örnek çift olarak gösterirdi. Yazılımcı olan kocası ile uluslararası bir havayolunda kabin amiri olan karısı, iş gereği sık sık ayrı kalsalar da birbirlerine olan güvenleri tamdı. Her gece yatmadan önce birbirlerine fotoğraf ve iyi geceler mesajı atmak değişmez bir ritüelleriydi. Adam karısını hiçbir zaman kıskanmamış, ona olan güvenini her fırsatta dile getirmişti.
Karısı üç günlük bir görev için Paris’e gittiğinde her şey normal başlamıştı. İlk iki gün boyunca şehirden ve işinden bahseden neşeli mesajlar gönderdi. Ancak son gece, kocasının beklediği mesaj gecikti. Saatler sonra karısından gelen yanıtta, ekiple akşam yemeğinin uzadığı ve çok yorulduğu yazıyordu. Mesajın ekinde, otel odasında ipek bornozuyla elinde bir kadeh şarap tuttuğu şık bir fotoğraf vardı.
Adam, özlemle fotoğrafı büyüttüğünde her şey bir anda altüst oldu. Komodinin üzerindeki lambanın cam yüzeyinde, dikkatsiz bir gözün asla fark edemeyeceği bir yansıma duruyordu. Net bir yüz olmasa da, odada başka birinin varlığını kanıtlayan koyu ve yabancı bir gölge açıkça görülüyordu. Kalbi hızla çarpan adam, sadece tek bir soru yazdı: “Odada seninle kim var? devamı icin digr syfya gecinz..”