Eşim, En Karanlık Günümden Sonra Lise Arkadaşım İle Birlikte Yeni Bir Hayata Gitti — İki Yıl Sonra Onları Hiç Beklemediğim Bir Yerde Gördüm - Beş yıl boyunca eşimle güvenli ve sıradan bir hayat yaşadığımı sanıyordum. Büyük hayallerimiz yoktu belki ama paylaşılan bir evimiz, oturmuş bir düzenimiz ve kolay kolay yıkılmayacağını düşündüğüm bir evliliğimiz vardı. Hayatımın her anında yanımda olan tek kişi ise lise yıllarından beri hiç kopmadığım en yakın arkadaşımdı. Sırdaşımdı, destekçimdi, düğün günümde yanımdan ayrılmayan kişiydi.
Hamile olduğumu öğrendiğimde, bu hayatın sonunda tamamlandığını hissettim. Ama tam o noktada eşimde tuhaf bir değişim başladı. Sessizleşti, uzaklaştı, bakışları kaçıyordu. İçimde bir şeylerin ters gittiğini hissediyordum ama bunu dile getirdiğimde, en güvendiğim kişi bana her şeyin kafamda kurduğumdan ibaret olduğunu söyledi.
Sonra hayatımın en büyük kaybını yaşadım.
Bebeğimi kaybettikten sonra acımın yanında beni asıl sarsan şey, eşimin bu acıya neredeyse hiç ortak olmamasıydı. Teselli yoktu, yas yoktu. Kısa bir konuşmanın ardından, mutsuz olduğunu söyleyerek çekip gitti. Ve hemen ardından, en yakın arkadaşım da hayatımdan sessizce silindi.
İki yıl geçti.
Bir akşamüstü iş çıkışı kalabalık bir alışveriş merkezinin otoparkında durduğumda, onları fark ettim. Yan yana yürüyorlardı. Gülüyorlardı. Hayat devam ediyordu.
Tam o anda içimde beklemediğim bir şey oldu…
Ve onlara yapacaklarımdan sonra eski kocam bana yalvaracaktı...
Tam o anda içimde beklemediğim bir şey oldu…
Kalbim küt küt atıyordu ama bu sefer acıdan değil. İçimde, yıllardır küllenmiş bir tarafım ilk kez net konuşuyordu: “Bitti. Artık yalnızca kendimi koruyacağım.” Onlar otoparkın kalabalığında yan yana yürürken, ben arabanın içinde kıpırdamadan kaldım. Ayşe’nin koluna takılıp gülüşünü gördüm. Eray’in yüzündeki rahatlık, sanki geçmişte olanlar başka birinin hayatına aitmiş gibi.
İki dakika… belki üç. Sonra aynaya baktım. Yüzümde tek bir damla yaş yoktu.
O gün eve gidip ağlamadım.
O gün eve gidip dosya hazırladım.
İlk yaptığım şey, boşanma evraklarını çıkarıp masaya yaymak oldu. Anlaşmalı boşanma sürecinde imzaladığım kâğıtların her satırını tek tek okudum. O dönem zihnim darmadağındı; “bitsin gitsin” diye acele etmişim. Ama şimdi satır aralarındaki tuhaflıkları fark ediyordum: “Evlilik içinde edinilen bazı birikimler kişisel kabul edilmiştir.” Peki hangi birikimler? Neden kişisel? Neye dayanarak?
Gece yarısına kadar bilgisayar başında kaldım. Banka uygulamasına girdim, eski hesap hareketlerini taradım. İşte o zaman ilk ipucu önüme düştü: Bebeğimi kaybettiğim haftalardan hemen önce ortak hesaptan yapılan küçük ama düzenli çekimler… Tek tek dikkat çekmeyecek miktarlardı. Bir de aynı günlerde yapılan havaleler… Açıklama kısmı boş bırakılmıştı.
Bu, bir kereye mahsus bir hata değildi.
Bu, planlı bir şeydi.
Ertesi sabah işe gitmedim. Üzerime bir şeyler geçirip Üsküdar’daki bankaya gittim devamı sonrki syfda...