Milyoner adam, annesini parkta yürüyüşe çıkardı; ancak bankta üç bebekle uyuyakalan eski karısını görünce donakaldı

Tarih: 12.02.2026 23:59

Başarılı bir lojistik teknoloji şirketinin kurucusu olan Adrian, her zaman disiplini ve planlı hayatıyla tanınırdı. Ajandasında saniyelik boşluk bile olmazdı ama o öğleden sonrasını annesi Margaret’a ayırmıştı. Parkta ağır adımlarla yürürlerken annesi, onun sürekli bir yerlere yetişme çabasını eleştiriyor, hayatı kaçırdığını söylüyorsun. Adrian tam annesine nazikçe gülümseyip rahatlamış gibi yapmaya çalışırken, ilerideki bankta gördüğü bir siluetle adeta taş kesildi.

Eski karısı Nora, darmadağın saçları ve solgun yüzüyle bir bankta uyuyakalmıştı. İki yıl önce hayatının “fazla karmaşık” olduğunu düşünerek terk ettiği bu kadın, şimdi hatırladığından çok daha zayıf ve bitkin görünüyordu. Ancak Adrian’ı asıl sarsan şey Nora’nın yalnız olmamasıydı; yanında battaniyelere sarılmış, sessizce duran iki yeni doğmuş bebek vardı. Adrian o kadar ani durdu ki yanındaki annesi dengesini kaybedip düşeyazdı.

Nora, bebeklerden birinin çıkardığı hafif sese rağmen uyanmıyordu; belli ki derin bir tükenmişliğin getirdiği ağır bir uykuya teslim olmuştu. Adrian, bir zamanlar “zarif ve nazik” olarak tanımladığı bu kadının neden bu halde olduğunu anlamaya çalışırken kalbinin hızla çarptığını hissetti. Boğazı düğümlenmişti, gördüklerinin gerçek olmamasını dileyerek bir adım daha yaklaştı.

Zihni, her zamanki iş disipliniyle parçaları birleştirmeye başladı. Ayrılık tarihlerini ve bebeklerin yaşını hesapladığında gerçek, bir tokat gibi yüzüne çarptı. Bebekler ona o kadar çok benziyordu ki inkar etmek imkansızdı. Küçük burunları, saçlarının rengi ve uyurkenki duruşları Adrian’ın kendi bebeklik fotoğraflarının kopyası gibiydi. Adrian, kendisinden saklanan bu büyük sırla yüzleşirken hayatında ilk kez kontrolü kaybettiğini hissetti.

O an, teknoloji dünyasının dev ismi Adrian değil, sadece pişmanlık dolu bir baba ve eski bir eşti. Kendi çocuklarının bir park köşesinde, bu kadar zor şartlar altında olduğunu görmek içindeki tüm gururu yerle bir etti. Nora’yı usulca uyandırıp çocuklarını kucağına aldığı o an, Adrian için iş toplantılarından veya milyon dolarlık anlaşmalardan çok daha önemli bir dönemin başlangıcı oldu. Artık kaçtığı o “karmaşık hayatın” tam merkezindeydi ve bu kez onları bırakmaya hiç niyeti yoktu.