“Dur!” dedi kadın sertçe. “Yağmurda dışarı çıkarsan seni ezerler.”
Yan araçtan iki adam indi. Yağmur altında hızla yaklaşmaya başladılar.
Kadın o an bir karar verdi.
Gaza bastı.
Eski sedan motoru homurdandı ama cevap verdi. Kadın direksiyonu kırdı, dar bir ara sokağa daldı. Arkadaki araç da peşlerinden girdi.
Sokak karanlıktı. Su birikintileri doluydu. Kadın bu mahalleyi biliyordu. Yıllarca pazara giderken bu yolları kullanmıştı.
“Tutun!” dedi.
Keskin bir viraj aldı. Arkadaki araç virajı geniş aldı ve su birikintisine girerek yavaşladı.
Kadın fırsatı kaçırmadı. Bir başka sokağa saptı. Ardından bir tane daha.
Eski mahkûm şaşkınlıkla kadına baktı.
“Sen… araba kullanmayı iyi biliyorsun.”
Kadın kısa bir tebessüm etti.
“Rahmetli eşim kamyon şoförüydü. Direksiyonu bana o öğretti.”
Arkalarındaki farlar görünmez oldu.
Kadın nefesini yavaşça verdi. Ana caddeye çıktılar. Şehir merkezine yaklaştıklarında adam konuştu:
“Beni karakola götür.”
Kadın şaşırdı.
“Ne?”
“Bu parayı teslim etmem lazım. Yoksa peşimi bırakmazlar. Ama polise verirsem belki kurtulurum.”
Kadın bir an düşündü. Sekiz yıl hapis yatmış bir adama güvenmek… Mantıklı değildi. Ama o gece hiçbir şey mantıklı değildi zaten.
Karakolun önüne geldiler.
Adam çantayı aldı, kapıyı açtı. İnmeden önce durdu.
“Beni neden aldın?” diye sordu.
Kadın gözlerini kaçırmadan baktı.
“Çünkü bir zamanlar benim de oğlum vardı,” dedi. “O da bir gece yardım bekledi. Kimse durmadı.”
Adamın yüzü değişti.
“Yaşıyor mu?”
Kadın başını hafifçe salladı. “Hayır.”
Adam yutkundu. Sonra kapıyı kapatıp karakola doğru yürüdü.
Yarım saat sonra kadın hâlâ direksiyon başındaydı. Yağmur hafiflemişti. Karakolun kapısı açıldı. İki polis dışarı çıktı. Ardından o adam…
Ama bu kez elleri kelepçeli değildi.
Polislerden biri kadına yaklaştı.
“Hanımefendi, büyük bir suç şebekesine ait para ve bilgileri teslim etti. İfade verdi. Sizin sayenizde büyük bir operasyon başlayacak.”
Kadın sadece başını salladı.
Eski mahkûm arabaya yaklaştı.
“Borçluyum sana,” dedi.
Kadın camı biraz indirdi.
“Kimse kimseye borçlu değil evladım. Doğruyu yaptın.”
Adam gözlerinde farklı bir ifadeyle baktı.
“Sekiz yılda kimse bana ‘evladım’ demedi.”
Yaşlı kadın motoru çalıştırdı.
“İnsan bazen en karanlık yerden çıkar. Yeter ki birisi kapıyı aralasın.”
Adam geri çekildi.
Kadın yavaşça uzaklaştı.
O gece eve döndüğünde hayatı mucizevi şekilde değişmemişti. Hâlâ yalnızdı. Hâlâ sabah pazara gidecekti. Ama içinde farklı bir huzur vardı.
Çünkü bazen insanın kaybedecek hiçbir şeyi kalmadığını sanması yanlıştır.
İnsan, iyiliğini kaybetmediği sürece her şeye sahiptir.
Ve o gece, şiddetli sağanak altında, bir hayat daha karanlığa dönmekten vazgeçmişti.