Yeni evlendiğim adam birkaç günlüğüne iş seyahatine çıkmış, beni de “iki yıldır tamamen felçli” denilen yedi yaşındaki oğluyla evde yalnız bırakmıştı. Daha adamın arabası sokak köşesini döner dönmez evin içine sinsi bir koku yayıldı, başım dönmeye başladı. Tam bayılacakken arkamdan bir hışırtı duydum ve “felçli” sandığım çocuk tekerlekli sandalyeden kalkıp elimi çekiştirdi: “Çabuk… hemen doğalgazı kapatmalıyız. .”
Onunla iş yerinde tanıştığımda kendimi ilk kez biri tarafından gerçekten görülmüş gibi hissetmiştim. Sakin konuşur, gözünüzün içine bakar, sözünüzü kesmeden dinlerdi. “Oğlum var,” demişti bir gün. “İki yıldır felçli… Annesi yok.” Bu cümleler beni ürkütmek yerine yumuşatmıştı. “Bu kadar yükü tek başına taşıyan adam kötü olamaz,” diye düşündüm. Hızlıca evlendik. Büyük, sessiz bir eve taşındım. Evde bir düzen vardı ama sıcaklık yoktu; her şey fazla düzgün, fazla “kontrollü”ydü.
Çocukla ilk karşılaştığımda içim acımıştı. Baş öne eğik, bakışlar donuk, eller sanki başkasının. Ona yemek yedirdim, battaniyesini düzelttim, masallar okudum. Bazen gözleri hafifçe kıpırdıyor gibi gelirdi; “belki anlıyor,” diye kendimi avutur, daha yüksek sesle okurdum. Eşim her defasında “Yorulma,” derdi. “O bir şey hissetmez.”
Seyahat günü geldiğinde bana bir kez daha aynı sakin bakışlarla “Bir şey olursa komşu kapıda,” dedi. Alnımdan öptü, oğlunun saçını okşadı ve çıktı. Kapı kapanınca ev birden daha da büyüdü; sessizlik duvarlara yapıştı.
Oğlunu pencere kenarına koydum, kendim kanepeye oturdum. On dakika geçmedi; keskinleşen o koku burnumu yaktı. Başım dönmeye başladı, içim bulandı. Ayağa kalktım ama dizlerim boşaldı. “Doğalgaz…” diye fısıldadım. O sırada arkamdan gelen hışırtıyla irkildim.
Çocuk… kalkmıştı. Gözleri bu kez bomboş değildi, keskin ve uyanıktı. Bileğimden kavradı; parmakları sandığımdan güçlüydü.
“Doğalgazı kapat,” dedi hızla. “Babam… gittiği gibi açtı. Hep yapar.”
Beynimin içinden buz gibi bir su aktı. “Sen… yürüyebiliyor musun?”
“Sonra,” dedi. “Önce nefes.”
Beni mutfağa sürükledi. Her adımda gözlerim kararıyor, duvarlar yamuluyor gibiydi. O ise yolu ezbere biliyor, dolap kapaklarını açıp kapatıyordu. Ocak bağlantısının altındaki vanayı buldu ve kolumu uzatıp “Şunu çevir,” dedi. Ellerim titrerken vanayı çevirdim. Koku azalmadı, ama artmayı bıraktı. Çocuk pencereleri açtı, salon kapısını sonuna kadar araladı.
“Telefon,” dedim nefes nefese. “Ambulans… polis…”
Çocuk başını iki yana salladı. “Polis demeyelim. Önce kanıt.”
“Ne kanıtı?” Sesim çıkmıyordu.
Beni koridorun ucundaki çalışma odasına götürdü. Eşim odayı hep kilitli tutardı. “Girme,” derdi, “iş evrakları.” Çocuk kilidin yanındaki saksıyı çekti, altından küçük bir anahtar çıktı. Nefesim yeniden düğümlendi.
Kapıyı açtık. İçeride duvar boyunca raflar, klasörler, üst üste kutular… Ve masanın üzerinde açık duran bir dizüstü bilgisayar. Ekranda bir tablo vardı: tarih sütunları, saatler ve yanlarında tek kelimelik notlar.
“Gaz — düşük seviye.”
“Gaz — orta.”
“Gaz — yüksek.”
Yanlarında da birer isim: Benim adım.
Çocuk fareyi oynattı, bir klasöre girdi. Video dosyaları vardı. Birini açtı: Görüntü, salonun köşesinden çekilmişti. Ben kanepede oturuyordum. Arka planda eşim mutfak tarafına eğilip vana ile oynuyor, sonra kameraya dönüp sanki bir şeyi kontrol eder gibi bakıyordu. Gülümsedi. O gülümseme, iş yerindeki o “sakin” gülümsemenin aynısıydı ama şimdi… bir vitrin gibi soğuktu.
Mideme kramp girdi. “Neden?” diye fısıldadım.
Çocuk derin bir nefes aldı. “Annem de böyle gitti,” dedi. “Babam ‘kaza’ dedi. Sonra bakım parası aldı. Sonra sigorta. Sonra… yeni biri.”
Söylediği her kelime evin içindeki sessizliği parçaladı. Birden fark ettim: Bu evin sessizliği huzurdan değil, üstü örtülen şeylerden geliyordu.
“Kendini neden felçli gibi gösterdin?” dedim.
“Babam beni gerçek sandalyeye bağlamıyordu,” dedi. “Sadece… rolümü oynamamı istiyordu. İnsanlar acısın, kimse soru sormasın. Ben de bekledim. Çünkü tek başıma kimseye anlatamazdım. Kim inanırdı ki?”
O an, o çocuğun yalnızlığını iliklerimde hissettim. Ben bu eve “yeni hayat” diye girmiştim; o ise aynı oyunun içinde yıllardır nefesini tutuyordu devamı icin sonrki syfaya gecinz...