
Köylüler yetişti. Kurtlar kaçtı.
Sürü kurtuldu.
Ama Boz yere yığılmıştı.
Ali Dede diz çöktü, Boz’un başını kucağına aldı. Ellerine kan bulaştı. Gözlerinden yaş aktı.
“Bırakma beni oğlum…” dedi.
Boz zayıf bir şekilde kuyruğunu salladı. Yaşıyordu.
O gün köy halkı Ali Dede’ye farklı baktı. Onun merhametinin nasıl bir kahraman yetiştirdiğini gördüler.
Yıllar geçti.
Ali Dede artık iyice yaşlanmıştı. Bir sabah meraya gidemedi. Boz kapının önünde sabırla bekledi. Ali Dede ona baktı, gülümsedi.
“Artık sen sürünün sahibisin Boz,” dedi.
Bir süre sonra Ali Dede hayata gözlerini yumdu. Köy halkı onu dualarla uğurladı. Mezarının başında Boz günlerce bekledi. Uludu. Kimse onu oradan kaldıramadı.
Ama zamanla Boz ayağa kalktı.
Ali Dede’nin koyunlarını korumaya devam etti. Onun öğrettiği gibi… Sadakatle, cesaretle, merhametle.
Ve köyde herkes şunu söyledi:
“Bir çoban bir köpek kurtarmadı… Bir can, bir efsane yetiştirdi.”