
Tren yavaşladığında metalin sesi değişti. O sert uğultu, yerini ağır bir sürünmeye bıraktı. Narin, bu değişimi ilk fark edenlerden biri oldu. Uykuyla uyanıklık arasında gözlerini araladığında, Atlas’ın göğsünde usulca inip kalkan nefesini gördü. Bebek suskundu. Bu, onun için bir mucizeydi.
Başını hâlâ Kerem Yalın’ın dizinden kaldırmamıştı. Adam kıpırdamıyordu. Sanki hareket ederse, bu an bozulacakmış gibiydi. Narin doğrulmak istedi ama vücudu hâlâ ağırdı. Kerem bunu fark etti.
“Yavaş,” dedi alçak sesle.
“Henüz değil.”
Narin’in içinden bir ürperti geçti. “Henüz değil” ne demekti? Ama sormadı. Çünkü sorarsa cevabın, hazır olmadığı bir yere çıkacağını hissediyordu.
Tren kısa bir sarsıntıyla durdu. Kapılar açıldı. Soğuk hava vagona doldu. Birkaç yolcu indi, birkaç kişi bindi. Kimse onlara bakmadı. Ya da baktıysa bile, Narin fark etmedi.
Kerem ayağa kalktı. Atlas’ı dikkatle kucağına aldı. Hareketleri şaşırtıcı derecede sakindi. Daha önce bunu yapmış gibiydi.
“Gel,” dedi.
“Bu durakta iniyoruz.”
Narin’in kalbi hızlandı. “Ama ben—”
“Biliyorum,” diye sözünü kesti Kerem.
“Zaten o yüzden.”
İndiğinde istasyon neredeyse bomboştu. Ne büyük bir şehir, ne de küçük bir kasaba… Arada kalmış bir yerdi burası. Neon ışıklar titreşiyor, tabelalar yarım yanıyordu. Hava keskin bir soğuk taşıyordu.
“Burası neresi?” diye sordu Narin.
Kerem birkaç saniye sustu. Sonra sadece şunu söyledi:
“Geçici.”
İstasyonun dışına çıktıklarında siyah bir araç bekliyordu. Şoför kapıyı açtı ama konuşmadı. Kerem başıyla selam verdi. Bu, sıradan bir selam değildi. Tanışıklık vardı.
Narin’in içgüdüleri bağırıyordu. Ama kaçacak gücü yoktu. Atlas kucağında huzursuzlandı. Ağlamadı. Bu daha da korkutucuydu.
Araca bindiklerinde Kerem arka koltuğa geçti. Atlas’ı Narin’e verdi. Sonra ceketinin iç cebinden küçük bir dosya çıkardı. Dosyayı açmadı. Sadece elinde tuttu.
“Sana bir şey soracağım,” dedi.
“Cevap vermek zorunda değilsin.”
Narin yutkundu. “Sor.”
“Bebeğin babası… gitti mi, yoksa kayboldu mu?”
Bu soru, Narin’in göğsüne sert bir yumruk gibi indi. “Gitti,” dedi.
“Bizi istemedi.”
Kerem başını salladı. Ama yüzündeki ifade, bu cevabı tam olarak kabul etmemiş gibiydi.
“Bazı adamlar,” dedi yavaşça,
“gitmez. Sadece saklanır.”
Araç karanlık yolda ilerlerken Narin camdan dışarı baktı. Uzun zamandır ilk kez, nereye gittiğini bilmiyordu. Ama ilk kez… tek başına da değildi.Devamı sonrki syfda..