Guzelsozler.com
  • Son Eklenen Sözler
  • Memleket Sözleri
  • Whatsapp
  • Genel
  • Foto Galeri
  • İletişim
  • Gizlilik Politikası
  • Hakkımızda

Kategoriler

Haber Kategorileri

  • Dini Sözler
  • Foto Galeri
  • Genel
  • Memleket Sözleri
  • Son Eklenen Sözler
  • Spor Sözleri
  • Whatsapp

Galeri Kategorileri

  • Galeri kategorisi yok

Sevgilimle tatile gidiyorum, çocukları da yanımda götürüyorum dedi

Yazar: admin • 19.12.2025 12:29

Maskelerin Düşüşü
"Hakan Bey?" dedi sivil polislerden biri, kimliğini göstererek. "İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın yürüttüğü şirket yolsuzluğu ve nitelikli dolandırıcılık soruşturması kapsamında hakkınızda yurt dışı çıkış yasağı ve yakalama kararı var."

Hakan’ın yüzündeki o kibirli ifade bir anda buz kesti. "Ne? Ne saçmalıyorsunuz siz? Ben iş adamıyım! Karımda bir yanlışlık olmalı."

O sırada lacivert takımlı adamlardan biri öne çıktı. "Hakan Bey, ben holdingin yönetim kurulu adına buradayım. Eşiniz Elif Hanım, şirketin çoğunluk hissesini ve imza yetkisini geçen hafta devraldı. Sizin şirket hesaplarından şahsi hesabınıza aktardığınız 40 milyon doların tüm belgelerini savcılığa teslim etti."

Pelin, Hakan’ın kolunu aniden bıraktı. "Ne demek 40 milyon dolar? Ne demek yakalama kararı? Hakan, neler oluyor?"

Hakan panikle Pelin’e döndü. "Aşkım bir saniye, her şeyi halledeceğim..."

Ama polisler çoktan kelepçeyi çıkarmıştı. "Hakan Bey, zorluk çıkarmayın. Ayrıca yanınızdaki hanımefendinin, yani Pelin Hanım’ın da 'suça iştirak ve yataklık' şüphesiyle ifadesi alınacak. Takılarının ve çantasının şirket parasıyla alındığına dair iddialar var."

Pelin çığlık atmaya başladı: "Benim hiçbir suçum yok! Hepsi bu adamın suçu! Beni o kandırdı!"

Havalimanının ortasında, o çok sevdikleri "lüks hayat" saniyeler içinde bir utanç sirkine dönüştü. İnsanlar telefonlarını çıkarıp bu rezaleti kaydetmeye başlamıştı bile. Hakan, karısının o dağ başında çaresiz olduğunu sanırken, aslında kendisi halka açık bir infazın başrolündeydi.

Dördüncü Bölüm: Büyük Hesaplaşma
Çocuklar korkuyla bakarken, Elif’in annesi ve bir avukat yanlarına geldi. "Mert, Selin... Hadi canım, anneniz bizi bekliyor," dedi ananeleri yumuşak bir sesle. Çocuklar, babalarının kelepçelenerek götürülüşünü görmeden oradan uzaklaştırıldılar.

Hakan, emniyet odasına götürülürken masanın üzerinde duran bir telefon çaldı. Polis, Hakan’a baktı. "Eşiniz arıyor. Konuşmak ister misiniz?"

Hakan titreyen elleriyle telefonu aldı. Hoparlörü açtı.

"Elif... Elif ne yaptın sen? Beni mahvettin!" diye bağırdı Hakan, sesi hıçkırıklarla boğularak.

Elif’in sesi, kulübedeki rüzgar kadar soğuk ve berraktı: "Ben bir şey yapmadım Hakan. Sen, kendi kurduğun yalanlar dünyasında boğulmayı seçtin. O dağ evine beni değil, aslında kendi vicdanını gömmeye çalıştın. Ama unuttuğun bir şey vardı: Ben o şirketi sen gece kulüplerinde gezerken sıfırdan kurdum. Her faturada, her imzada benim emeğim var."

"Elif yalvarırım... Çocuklar için..."

"Çocuklar artık güvende Hakan. Onlara senin gerçek yüzünü anlatmayacağım, sadece bir gün neden yanlarında olmadığını sorduklarında 'Babanız kendi seçimlerinin bedelini ödedi' diyeceğim. O yanındaki kadına gelince... Üzerindeki kürkün ve çantasının faturasını şirket ödemişti, az önce hepsine el konulduğunu öğrendim. Yakışır ona."

Elif bir an durdu, sonra son darbeyi vurdu:

"Hakan, eve gidemeyeceğimi söylemiştin ya... Haklıydın. Çünkü o evi bugün sattım. Parasıyla da o dağ başında terk ettiğin köylülere yardım vakfı kuruyorum. Artık senin ne bir evin, ne bir işin, ne de bir ailen var. Sadece soğuk bir hücren ve o çok sevdiğin yalanların var."

Son: Karların Altındaki Yeni Hayat
Elif telefonu kapattı. Dağ evinin balkonuna çıktı. Kar yağışı durmuştu. Gökyüzünde güneş, soğuk ama parlak bir şekilde yüzünü gösteriyordu. Cebinden bir anahtar çıkardı; Hakan’ın değiştirdiğini sandığı evin anahtarı değil, hayatının yeni sayfasının anahtarıydı bu.

Uzakta, karların arasından bir helikopterin sesi duyulmaya başladı. Elif’in özel ekibi onu almaya geliyordu. O, bu karlı vadide hapsolmuş bir kurban değil, küllerinden doğan bir kadındı.

Eski deri dosyasını masanın üzerinde bıraktı. İçinde sadece tek bir kağıt kalmıştı: Hakan’ın çocukken ona yazdığı ve Elif’in yıllardır sakladığı tek dürüst cümle: "Seni asla bırakmayacağım."

Elif o kağıdı eline aldı, küçük parçalara böldü ve rüzgara bıraktı. Kağıt parçaları karlara karışırken, Elif helikoptere doğru yürüdü. Artık geriye bakmaya gerek yoktu. Çünkü adalet, bazen en soğuk havada bile insanın içini ısıtan tek şeydi.

← Önceki
3 / 3
Sonraki →

© 2026 Guzelsozler.com. Tüm hakları saklıdır.

Oluşturma: WordPress