Cebimden telefonumu çıkardım. Hakan’ın "bağlantı yok" dediği bu yer, aslında benim bir hafta önce özel bir uydu vericisi kurdurduğum sığınağımdı. Ekranı kaydırdım ve beklediğim numarayı aradım.
"Alo, avukat bey? Hazır mısınız?" dedim sesimdeki titremeyi gizleyerek.
"Her şey hazır Elif Hanım," dedi Avukat Selim Bey’in tok sesi. "Havalimanı emniyetiyle irtibata geçildi. Vergi müfettişleri ve şirket avukatları da orada olacak. Hakan Bey pasaport kontrolüne girdiği an düğmeye basılacak."
"Güzel," dedim. "Çocuklar? Onların bu rezaleti görmesini istemiyorum."
"Merak etmeyin, anneniz ve ekibimiz VIP girişinde olacak. Hakan Bey gözaltına alınırken çocuklar fark etmeden araçtan alınacak."
Telefonu kapattım. Kocamın "nemli odun demeti" dediği o çöplere baktım. Kulübeye girdim ama ısınmak için o odunlara ihtiyacım yoktu. Kulübenin bodrum katındaki gizli bölmede, son üç aydır hazırladığım her şey duruyordu: Sıcak bir ortam, erzak ve en önemlisi; Hakan’ın şirketinden gizlice transfer ettiğim ve aslında yasal olarak benim olan tüm mal varlığının belgeleri.
Havalimanındaki Sahte Cennet
Aynı saatlerde, İstanbul Havalimanı’nın o ışıltılı atmosferinde Hakan, yanında yirmi beş yaşındaki sevgilisi Pelin ile yürüyordu. Pelin, Hakan’ın koluna girmiş, parmağındaki dev pırlantayı sergileyerek lüks mağazalara bakıyordu. Hakan ise zafer kazanmış bir komutan edasıyla göğsünü kabartmıştı.
"Canım, Maldivler’de okyanusun üzerindeki villamızda uyandığımızda Elif’i düşünmeyeceksin bile," dedi Pelin, ince sesiyle.
Hakan güldü. "Elif mi? O şu an muhtemelen o eski kulübede donmuş parmaklarıyla soba yakmaya çalışıyordur. Dairenin kilitlerini değiştirdim, tüm kredi kartlarını iptal ettim. Artık bir hiç."
Çocuklar, yani on yaşındaki Mert ve sekiz yaşındaki Selin, babalarının arkasından isteksizce yürüyorlardı. Annelerinin neden gelmediğini sorduklarında Hakan onlara "Anneniz biraz dinlenmek istedi, biz tatile gidiyoruz," demişti. Ama çocukların kalbi gerçeği hissediyordu.
Hakan, Business Class kontuarına yöneldi. Pasaportlarını ve biletlerini görevliye uzattı. "İyi günler, Maldivler uçuşu için check-in yapacaktık."
Görevli kadın pasaportları tarattı. Birden ekrana bakarken duraksadı. Kaşları çatıldı. "Bir saniye Hakan Bey, sistemde bir uyarı görünüyor."
Hakan sabırsızca saatine baktı. "Ne uyarısı? Her şey ödendi, her şey hazır."
"Lütfen bekleyin, şefimi çağırmam gerekiyor," dedi görevli. O sırada arkadan iki sivil polis ve lacivert takım elbiseli üç adam belirdi.Devamı..