“İşte bir haftalık kıyafet ve yiyecek. Sevgilimle tatile gidiyorum, çocukları da yanımda götürüyorum,” dedi koca, kıyafet dolu çantayı eski evin karla kaplı verandasına fırlatırken. Ama havaalanında onları ne tür bir sürprizin beklediğini hayal bile edemiyordu
Hava eksi on beş dereceydi. Kar ayaklarımın altında çıtırdıyordu, hava ciğerlerimi yakıyordu. Bu yazlık ev şehirden elli kilometre uzaktaydı - komşu yok, ulaşım yok, bağlantı yok. Karıdan kurtulmak için mükemmel bir yer.
Eski bir ceketle orada durdum, elimde bir dosya dolusu belgeyle, kocamın bagajdan aceleyle nemli bir odun demeti ve bir çuval tahıl indirmesini sessizce izledim. Her şeyi hızlı, gergin bir şekilde yapıyordu - sanki bir dakika bile yanımda kalmaktan korkuyormuş gibi.
“Dairenin kilitlerini değiştirdim! Artık eve gelemeyeceksin!” diye bağırdı arabadan.
Çocuklar arka koltukta oturuyorlardı. Bana bakmadılar. Her şey onlara kendi yöntemleriyle zaten açıklanmıştı.
Siyah SUV öne doğru fırladı, tekerlekler gevşek karda dönüyordu. Araba, çam ağaçlarının arasındaki virajı yavaşça dönerek gözden kayboldu, geride sadece lastik izleri ve egzoz kokusu bıraktı.
Onun uzaklaşmasını izledim… ve gülümsedim. Çünkü kocam ve metresi, havaalanında onları ne tür bir sürprizin beklediğinden habersizdi.
Siyah SUV’un arkasından süzülen egzoz dumanı, donmuş havada gri bir yılan gibi kıvrılarak gökyüzüne yükseldi. Hakan, tekerlekleri karın içinde patinaj yaparak uzaklaşırken, aslında kendi sonuna doğru gaz bastığının farkında değildi. Rüzgar, kocamın az önce suratıma savurduğu o aşağılayıcı kelimeleri alıp götürürken, elimdeki deri dosyayı göğsüme daha sıkı bastırdım.
Hava eksi on beş dereceydi ama benim içimdeki intikam ateşi, bu dağı bile eritebilecek güçteydi.
Hakan, her şeyi çok basit sanıyordu. Beni bu şehirden uzak, ıssız dağ evine hapsederek, üzerime kapıları kilitleyerek ve yanına o "yeni hayatını" alarak kurtulacağını düşünüyordu. Onu izlerken gülümsediğimde muhtemelen aklımı kaçırdığımı düşünmüştü. Oysa o gülümseme, bir kadının çaresizliği değil, bir satranç ustasının "Şah ve Mat" demeden önceki son nefesiydi.Devamı..