Kemal, büyük bir holdingin sahibiydi. Aylar önce kalp rahatsızlığı nedeniyle ölümden dönmüştü. O geceden sonra bir karar almıştı.
“İnsanların gerçek yüzünü görmek istedim,” dedi. “Para, statü, takım elbise olmadan.”
O gece bilerek yalnız dolaşmıştı. Kalbi tekrar durmuştu. Ve etrafındaki onlarca insan, onu sadece görmezden gelmişti.
“Ta ki siz gelene kadar,” dedi. “Hiç düşünmeden diz çöktünüz. Kokuyor muyum, evsiz miyim, umursamadınız. Sadece bir insan gördünüz.”
Gözlerim doldu.
“Bunu niye bana anlatıyorsunuz?” dedim.
Cebinden bir zarf çıkardı. İçinde bir bağış belgesi vardı. Adıma düzenlenmiş, evsizler için açılacak bir ilk yardım merkezi.
“Çünkü dünyada hâlâ sizin gibi insanlar varsa,” dedi, “benim de bu gücü doğru yerde kullanmam gerekir.”
Kapıya kadar uğurladım. Gitmeden önce durdu.
“Bir şey daha,” dedi. “Dün gece sizi terk eden adam… size layık değil. Çünkü siz, hayat kurtaracak kadar cesur bir kalbe sahipsiniz.”
Limuzin uzaklaştığında sokak sessizdi.
Telefonuma baktım. Can’dan bir mesaj vardı:
“Konuşabilir miyiz?”
Silip attım.
Aynaya baktım. Gözlerim yorgundu ama içimde tuhaf bir huzur vardı.
O gün anladım.
Bazen Sevgililer Günü’nde kaybettiğin bir adam,
sana aslında kendini hatırlatmak için gider.
Ve bazen, bir insanın kalbini kurtarırken
kendi kalbini de yeniden hayata döndürürsün.