
Elif Yılmaz’ın hikâyesi, o mutfak zemininde başlamadı aslında. O an sadece yıllardır biriken her şeyin patladığı yerdi.
Murat kapıdan içeri girdiğinde saat akşam yediyi biraz geçiyordu. Üzerinde hâlâ tozlu iş kıyafetleri vardı. Ayakkabılarını bile çıkarmadan, mutfaktan gelen ağır su ve deterjan kokusunu fark etti. Sonra gözleri yere kaydı.
Elif yerdeydi.
Saçları ıslanmış, üstü başı kirli suyla kaplanmıştı. Bir eli karnındaydı, diğer eliyle fayanslara tutunmaya çalışıyor, titreyerek ağlıyordu. Gözleri Murat’a kilitlendiğinde tek bir kelime fısıldayabildi:
— Murat… suyum geldi…
Murat’ın dünyası o anda durdu. Bir saniye boyunca ne annesini gördü ne evi ne de yıllardır normal saydığı şeyleri. Sadece Elif’i gördü. Hamile, savunmasız ve yerde.
— Anne… ne oldu burada? dedi boğuk bir sesle.
Nermin Hanım kollarını göğsünde kavuşturmuştu. Yüzünde ne panik vardı ne de pişmanlık.
— Kendisi düştü, dedi soğukça. Yine sakarlık yaptı. Temizlik yaparken ortalığı batırdı.
Murat dizlerinin üzerine çöktü, Elif’i yerden kaldırmaya çalıştı ama Elif acıyla inledi.
— Kıpırdatma… lütfen… çok acıyor…
Murat’ın elleri titremeye başladı. Elif’in bacaklarının altındaki suyu gördü. Bunun sıradan bir düşme olmadığını artık inkâr edemezdi.
— Ambulans çağırıyorum, dedi.
Nermin Hanım bir adım attı.
— Abartma Murat! Her hamile biraz su sızdırır. Hastaneye koşacak bir şey yok.
Murat başını kaldırdı. Annesine ilk kez bu kadar yabancı bakıyordu.
— Anne, sus! dedi. Sertti. Alışılmadık derecede sert.
Ambulans geldiğinde Nermin Hanım geri çekildi. Komşular kapılardan başlarını uzatmış, fısıldaşıyordu. Elif sedyeye alınırken Murat onun elini bırakmadı. Elif’in gözlerinden yaşlar süzülüyordu ama acıdan çok korku vardı yüzünde.
Hastanede zaman bulanıklaştı. Doktorlar hızlıydı. Sorular soruldu, tansiyon ölçüldü, ultrason yapıldı. Murat koridorda ileri geri yürürken annesini aramadığını fark etti. İlk kez.
Bir saat sonra doktor Murat’ı yanına çağırdı.
— Eşiniz erken doğum riskiyle geldi, dedi. Ayrıca düşmeye bağlı plasenta ayrılması belirtileri var. Şu an müdahale ediyoruz.
— Bebek… iyi mi? diye sordu Murat, sesi neredeyse duyulmuyordu.
Doktor duraksadı.
— Elimizden geleni yapıyoruz.devamı sonrki syfda..