
Sabah olduğunda Selma artık eski Selma değildi. O sadece bir öğrenci değil, bir koruyucuydu. Elindeki belgeleri ilçedeki savcılığa ve çevre örgütlerine ulaştırdı. Yusuf’un aslında babasının eski bir çalışma arkadaşı ve hukuk danışmanı olduğunu, babasının ölümünden sonra belgeleri korumak için yıllarca dilenci kılığında köyde nöbet tuttuğunu öğrendi.
Maden projesi durduruldu. Köyün su kaynakları ve doğası Selma'nın cesareti sayesinde kurtuldu. Köylüler Selma’yı omuzlarında taşımasa da, herkesin gözünde o artık "Babasının Kızı"ydı.
Yıllar sonra Selma, o eski okul yolundan geçtiğinde artık sırtında sadece kitapları yoktu; o artık bu bölgenin su kaynaklarını yöneten başarılı bir çevre mühendisiydi. Meşe ağacının altına baktığında Yusuf’u göremedi ama rüzgarın fısıltısında babasının ve Yusuf’un gurur dolu sesini duyar gibi oldu.
Paylaştığı bir dilim ekmek, ona koca bir geleceğin kapılarını açmıştı. İyilik, bazen en karanlık mahzenlerde bile sönmeyecek bir ışık yakardı.