Soruşturma derinleştikçe zincir çözüldü. Belediyedeki görevli emekli olmuştu ama ifadesi alındı. Çelişkili konuştu. İş insanının av kulübü çoktan kapatılmıştı, fakat üyeleri hâlâ etkili konumlardaydı.
Bir akşam telefonum çaldı. Tanımadığım bir numara. Açtığımda sadece şu cümleyi duydum: “Geçmişi kurcalama.”
Telefonu kapattım. Ellerim titredi ama geri aramadım.
Günler sonra savcılıktan haber geldi. Metal parça ve bulunan diğer deliller, yasadışı avı doğruluyordu. Dosya resmen açıldı. O yılki yangının da aynı grupla bağlantılı olduğu tespit edildi. Soruşturma kamuoyuna yansıdı. Ulusal basın haberi gördü.
Annem on beş yıl boyunca boynunda bir sır taşımıştı. Korkudan değil, doğru zamanı beklediği için.
Davası aylar sürdü. Sonunda bazı isimler ceza aldı, bazıları kamu görevinden men edildi. Belki her şey tamamen temizlenmedi. Ama artık inkâr edilemiyordu.
Kolyeyi tekrar kapatmadım. Kurt yavrusu figürünü cam bir kutuya koydum. Kızıma verdiğimde, ona anneannesinin neden susmadığını anlattım. İşaret diliyle, yavaş ve net:
“Gerçek saklansa da kaybolmaz.”
O gece annemin fotoğrafına baktım. Yıllarca sessiz sandığım kadının aslında ne kadar cesur olduğunu ilk kez anladım.
Bazen en güçlü insanlar en az konuşanlardır. Ve bazen bir kurt yavrusunun hatırası, koca bir kasabanın susturduğu gerçeği ortaya çıkarır.
Annem sonunda sustu.
Ama gerçeği konuşturdu bu hikaye kurgulanarak hazırlanmıstır.