“Durun… Bu organ yetmezliği olmayabilir.”
Herkes şaşkınlıkla birbirine baktı.
“Ne demek istiyorsunuz?” diye sordu Alex.
Veteriner hızlıca ultrason cihazını açtı.
“Karın bölgesinde garip bir sertlik hissediyorum.”
Ekranda gri tonlu görüntüler belirdi. Doktor dikkatle baktı. Birkaç saniye sonra şaşkınlıkla nefesini tuttu.
“İşte burada… Bu bir kitle değil.”
Alex hemen sordu:
“Peki ne?”
Doktor görüntüyü büyüttü.
“Bu bir yabancı cisim. Rex bir şey yutmuş.”
Odada bulunan polisler şaşkınlıkla birbirine baktı.
“Metal bir parça gibi görünüyor,” dedi doktor. “Bağırsaklarını tıkamış olabilir. Bu yüzden vücudu iflas ediyor gibi görünmüş.”
Alex’in kalbi hızla atmaya başladı.
“Yani kurtulma ihtimali var mı?”
Doktor kararlı bir sesle cevap verdi.
“Eğer hemen ameliyat edersek… evet.”
Karar saniyeler içinde verildi.
Rex hızla ameliyathaneye alındı.
Alex kapının önünde beklerken zaman geçmek bilmiyordu. Hayatında birçok tehlikeli operasyon görmüştü ama hiçbirinde kendini bu kadar çaresiz hissetmemişti.
Yaklaşık bir saat sonra ameliyathane kapısı açıldı.
Dr. Elena maskesini indirip gülümsedi.
“Başardık.”
Alex yerinden fırladı.
“Ne çıktı?”
Doktor elindeki küçük metal parçayı gösterdi.
Bu eski bir mermi parçasıydı.
“Muhtemelen eski bir operasyon sırasında yutmuş. Zamanla bağırsakta sıkışmış ve vücudunu zehirlemeye başlamış.”
Alex şaşkınlıkla baktı.
“Yani… yaşayacak mı?”
Doktor başını salladı.
“Evet. Birkaç gün dinlenmesi gerekecek ama toparlanacak.”
Alex’in gözleri doldu.
O sırada içeriden hafif bir hareket sesi geldi.
Rex yavaşça başını kaldırmıştı.
Alex yanına gidip köpeğin başını okşadı. Rex yorgun ama huzurlu bir şekilde kuyruğunu hafifçe salladı.
Alex gülümseyerek fısıldadı:
“Demek hâlâ pes etmedin, ha dostum?”
Rex’in gözlerinde hâlâ o tanıdık ışık vardı.
Çünkü bazı kahramanlar konuşamaz… ama verdikleri mücadele her şeyi anlatır.