
O an dünyam başıma yıkıldı. Diş etinden çıkan o küçük, siyah ve keskin parça, aslında kırılmış bir dişin parçasıydı. Kızım acıyla çığlık atarken dizlerimin bağı çözüldü.
Daha sonra başka bir odada her şey açıklığa kavuştu: Bu ne "gelişim süreci" ne de "süt dişi" meselesiydi. O diş, çok şiddetli bir darbe sonucu kırılmıştı. Ve bunu yapan, sözde kızım "yaramazlık yaptığı" için ona el kaldıran öz babasıydı. Dişin geri kalan kısmı parçalanmış ve diş etinin derinliklerine saplanarak orada iltihaplı, yıkıcı bir süreç başlatmıştı. Kızımın günlerdir uyumasına ve yemek yemesine engel olan o korkunç acının kaynağı, babasının attığı o tokattı.
Gerçekler ortaya döküldüğünde nefes almakta zorlandım. Her bir parça birleşmiş ve insanı çığlık atmaya zorlayan dehşet verici bir tablo oluşturmuştu.