Guzelsozler.com
  • Son Eklenen Sözler
  • Memleket Sözleri
  • Whatsapp
  • Genel
  • Foto Galeri
  • İletişim
  • Gizlilik Politikası
  • Hakkımızda

Kategoriler

Haber Kategorileri

  • Dini Sözler
  • Foto Galeri
  • Genel
  • Memleket Sözleri
  • Son Eklenen Sözler
  • Spor Sözleri
  • Whatsapp

Galeri Kategorileri

  • Galeri kategorisi yok

Oğlum ve Gelinimi

Yazar: admin • 02.04.2026 02:24

Güneş sessizce yanıma sokulmuş, korku dolu gözlerle bana bakıyordu. Boğazımdaki o koca düğümü yutkunarak aşmaya çalışıp, mektubu okumaya başladım.

"Canım annem... Eğer bu mektup şu an senin ellerindeyse, yıllardır omuzlarında taşıdığın o ağır yükün aslında bizim sakladığımız o devasa sırrın bir parçası olduğunu öğreniyorsun demektir. Bizi affet anne. Seni, o yedi masum evladımızı geride bırakıp 'öldü' numarası yapmak, hayatta aldığımız en zor, en acı verici karardı."

Kelimeler gözyaşlarımla bulanıklaşıyordu. Mektubun devamında oğlum, çalıştığı gümrük firmasında yöneticilerin karıştığı uluslararası, çok tehlikeli bir kaçakçılık ağını tesadüfen nasıl ortaya çıkardığını anlatıyordu. Durumu polise bildirmeye hazırlandıkları o gece, kapımıza dayanıp eşimi ve çocuklarımızı ölümle tehdit etmişlerdi. Sadece kendileri değil, yedi torunumun ve benim hayatım da çok büyük bir tehlike altındaydı.

"O adamlar şaka yapmıyordu anne. Bizi sürekli izliyorlardı. Çocuklarımızı korumanın tek bir yolu olduğunu anladık. Onları sana getirdik, çünkü dünyada onlara senin kadar iyi bakabilecek, senin kadar şefkatle koruyabilecek başka hiç kimse yoktu. Kazayı biz planlamadık; o gece arabamızı uçuruma yuvarlamak için peşimize düştüklerinde, araçtan son anda, karanlıktan faydalanarak atlamayı başardık. Aracın uçurumun dibinde yanarak küle dönmesi, bizi o zalimlerin gözünde sonsuza dek ölü kıldı."

Mektubu tutan ellerim öyle bir titriyordu ki kâğıt hışırdıyordu. On yıl... On koca yıl boyunca evlat acısıyla kavrulmuş, o yedi yetime bakabilmek için uykusuz geceler geçirmiş, yeri gelmiş temizliğe gitmiştim. Meğer tüm bu yaşadıklarımız, bizi hayatta tutmak için kurgulanmış devasa bir fedakârlığın parçasıymış!

Mektubun son satırları yüreğime kor gibi düştü:

"Hiçbir zaman çok uzağınızda olmadık anne. Güneş'in ilk adımlarını, abilerinin mezuniyetlerini uzaktan hep izledik. Yıllarca sana devlet yardımı diye gönderilen o isimsiz paraların aslında bizim gece gündüz çalışıp gönderdiğimiz paralar olduğunu asla bilmedin. Çocuklarımıza hem anne hem baba oldun. Şimdi tehlike tamamen geçti, o adamların hepsi geçen ay yapılan büyük bir operasyonla yakalanıp müebbet hapse mahkûm edildi. Bu kutuyu bodruma geçen gece gizlice ben bıraktım. Çünkü artık saklanmamıza gerek kalmadı. Eğer o büyük yüreğinle bizi affedebilirsen, bu kutudaki telefonu aç..."

Gözyaşlarım masanın üzerine damlarken, Güneş minik elleriyle kollarıma sımsıkı sarıldı. "Bizi terk etmemişler, değil mi büyükanne? Bizi hep sevmişler..." diye hıçkırdı. Onu göğsüme bastırdım. "Asla terk etmemişler yavrum," diye fısıldadım saçlarını öperek. "Sizi o kadar çok sevmişler ki, kendi hayatlarından, kendi isimlerinden bile vazgeçmişler."

Titreyen ellerimle kutudaki o siyah telefonu elime aldım. Şarjı doluydu. Güç düğmesine bastığım an ekran aydınlandı. Rehberde sadece tek bir numara kayıtlıydı: "Evlatların".

Arama tuşuna basarken kalbim duracak gibiydi. Telefon sadece bir kez çaldı ve anında açıldı. Karşıdan, on yıldır rüyalarımda bile duymaya hasret kaldığım, o sıcak, titrek ve ağlayan ses geldi:

"Anne... Bizi affet annem. Eve geliyoruz."

O an mutfağın kapısında diğer altı torunum da belirmiş, yaşlı gözlerimle onlara bakıp gülümsediğimi görüyorlardı. Yıllarca süren yas, o karanlık bodrumdan çıkan bir kutuyla yerini devasa bir umuda, bitmek bilmez bir sevince bırakmıştı. Oğlum ve gelinim o gece ölmemişti; onlar, biz yaşayalım diye kendi kimliklerini o uçurumdan aşağı atmışlardı. Ve şimdi, on yıllık o uzun karanlığın ardından, ailemiz ilk kez gerçekten güneşin doğuşunu izlemeye hazırdı.

← Önceki
2 / 2
Sonraki →

© 2026 Guzelsozler.com. Tüm hakları saklıdır.

Oluşturma: WordPress