
Oğlum avucuma bir miktar sıkıştırdı ve benim evden gitmemi istedi. Avucumda soğuk ve sert bir şey vardı; parmaklarımı kapattığım anda bunun para olmadığını anladım. Nefesim boğazımda düğümlendi. Gözlerine baktım. Normalde kahverenginin sıcak tonlarını taşıyan gözleri, o an olduğundan çok daha karanlık görünüyordu.
“Baba, lütfen,” dedi fısıltıyla. “Sakın arkana bakma. Kapıyı kapat ve git.”
Sesi titriyordu ama yüzündeki ifade kararlıydı. O an içimde iki duygu çarpıştı: bir baba olarak onu kucaklayıp sormak istediğim binlerce soru ve hayatta kalma içgüdüsüyle bana bağıran o ilkel ses. Avucumdaki nesneyi cebime attım. Ayakkabılarımı giymeden, montumu almadan kapıya yöneldim.
Kapıdan çıkarken evin içinden bir gürültü geldi; sanki ağır bir şey devrilmişti. Oğlumun adını haykırmak istedim ama kendimi tuttum. Kapıyı kapattım. Kilidin dönme sesi bana bir veda gibi geldi.
Sokak karanlıktı. Gece yarısına yaklaşmıştı ve mahalle normalden sessizdi. Adımlarımı hızlandırdım. Kalbim göğsümden fırlayacak gibiydi. Bir köşeyi döndüğümde durup cebimdeki nesneyi çıkardım. Küçük bir USB bellekti. Üzerinde siyah bir bant ve titrek bir el yazısıyla yazılmış tek kelime vardı: “Gerçek.”
Oğlum on altı yaşındaydı. Bilgisayarlara merakı vardı ama “gerçek” kelimesini böyle bir bağlamda kullanması… Mideme bir yumruk yemiş gibi oldum. Tam o sırada telefonum titredi. Bilinmeyen bir numara.
“Aldın mı?” dedi metalik bir ses. Ne erkek ne kadın, sanki bir filtreden geçiyordu.
“Kim konuşuyor?” dedim.
“Önemsiz. Şimdi dinle. Eve dönersen oğlun ölür. USB’yi açarsan peşine düşerler. Ama açmazsan da hiçbir şey değişmez.”
“Kim onlar?” diye bağırdım, ama hat kesildi.
Sokağın başında farlar yandı. Siyah bir araba yavaşça ilerliyordu. Refleksle ara sokağa daldım. Nefes nefese kalmıştım. Bir kafeye girdim; gece açık tek yerdi. Arka masaya oturdum, dizlerim titriyordu.
USB’ye baktım. Oğlum beni göndermişti çünkü biliyordu: Bu yükü tek başına taşıyamazdım ama o evde kalırsam ölecektim. Ellerimle yüzümü kapattım. Sonra karar verdim. Gerçek, ne kadar ağır olursa olsun, bilinmeliydi.
Dizüstü bilgisayarımı açtım. USB’yi taktığım anda ekranda bir klasör belirdi. İçinde videolar, belgeler ve ses kayıtları vardı. İlk dosyayı açtım devamı sonrki syfda...