Guzelsozler.com
  • Son Eklenen Sözler
  • Memleket Sözleri
  • Whatsapp
  • Genel
  • Foto Galeri
  • İletişim
  • Gizlilik Politikası
  • Hakkımızda

Kategoriler

Haber Kategorileri

  • Dini Sözler
  • Foto Galeri
  • Genel
  • Memleket Sözleri
  • Son Eklenen Sözler
  • Spor Sözleri
  • Whatsapp

Galeri Kategorileri

  • Galeri kategorisi yok
Oğlu ve gelini yaşlı babayı kendi evinden kapının önüne koydular

Oğlu ve gelini yaşlı babayı kendi evinden kapının önüne koydular

Yazar: admin • 15.12.2025 22:04

Salih Bey, adını ezbere bildiği o sokakta, ayaklarını sürüyerek yürüyordu. Sanki attığı her adım ayak bileklerine bağlanmış birer tonluk yük gibiydi. Ankara’nın o meşhur ayazı, paltosunun en ince dikişlerinden sızıp kemiklerine işliyor; aklında ise tek bir hayal dönüp duruyordu: Evinin, köşe başındaki ocağının sıcaklığı. Ama yüreğinin derinliklerinde bir ses, bugünün diğer günlere benzemeyeceğini, bir felaketin yaklaştığını fısıldıyordu.

Evin kapısından içeri adımını atar atmaz, oğlu Murat ve gelini Selin ona bir tuhaf baktılar. Bakışları donuk, duruşları mesafeliydi… Sanki kapıdan giren kırk yıllık babaları değil de, alacaklı bir yabancıydı.

— Baba, otur hele, konuşmamız lazım, dedi Murat, gözlerini halının desenlerine dikerek.

— Dinliyorum oğlum, hayırdır inşallah? diye cevap verdi Salih Bey, sesini sakin tutmaya çalışarak. Ama içine düşen o buz gibi korku çoktan filizlenmişti.

— Biz… Bizim biraz rahat etmeye ihtiyacımız var. Sen… artık yaşlandın, bakıma muhtaçsın, hastasın. Bizim de kendimize göre bir düzenimiz, hayatımız var… diye lafa daldı Selin, kolundaki bileziklerle sinirli sinirli oynayarak.

Yarım saat bile geçmeden Salih Bey, elinde o eski deri bavuluyla kapının önündeydi. Kar lapa lapa, sessizce yağıyordu. "Nereye gideceğim?" diye sormadı. Gururu, çaresizliğinden büyüktü. Sadece başını önüne eğdi ve yürüdü.

Bir saat geçti. Sonra iki. Hava iyice karardı, sokak lambaları cızırtıyla yandı. O ise parktaki o ıssız bankta, kedi gibi büzülmüş halde oturuyordu. Elleri soğuktan kaskatı kesilmiş, yüzü ayazdan morarmıştı. Göz kapakları ağırlaşıyor, bilinci bulanıklaşıyordu… Uykuya, belki de o geri dönüşü olmayan sonsuzluğa doğru kayıyordu.

Ve tam o anda… omzunda bir el hissetti. Yumuşak, şefkatli, sıcacık bir dokunuş.

— Salih Dede?

Genç, endişeli bir kız sesiydi bu.

— İyi misin? Beni duyuyor musun?

Salih Bey gözlerini zorlukla araladı. Karşısında ay yüzlü genç bir kadın duruyordu. Hayal gördüğünü sandı, meleklerin geldiğini düşündü.

— Sen… Komşunun kızı Zeynep misin?

Bu, bir zamanlar mahallenin parkında salıncakta salladığı, bakkaldan çikolata alıp sevindirdiği o küçük kızdı. Yıllar geçmiş, serpilmişti ama kalbi hâlâ o günkü gibi pırıl pırıldı.

— Kalk hadi, benimle geliyorsun, dedi Zeynep itiraz kabul etmeyen kararlı bir sesle. — Seni götürecek sıcak bir yerim var.Devamı sonrki syfada..

← Önceki
1 / 2
Sonraki →

© 2026 Guzelsozler.com. Tüm hakları saklıdır.

Oluşturma: WordPress