
Tekerleğin o lanet gıcırtısı beynimi deliyordu resmen. Sol tekerlek yalpalayıp duruyordu, annem arkamda nefes nefese... Yokuşu çıkarmaya çalışıyor ama gücü bitmiş, hissediyorum. "Anne bırak, dinlen biraz" diyorum, "Yok kızım, az kaldı" diyor. Sesi titriyor yorgunluktan. Babam gideli 3 yıl oldu. O gittiğinden beri annem hem ana hem baba oldu ama işte, kadıncağızın beli büküldü artık.
Cebimizde akşam için ekmek parası bile yoktu o gün. Köşedeki marketin önüne tezgah açtık, mendil satıyoruz. Hava buz. Benim bacaklarım hissiz ama soğuktan sızladığını hissediyorum sanki, öyle bir ayaz var.
Tam o sırada o siyah, kocaman araba yanaştı kaldırıma. Hani şu filmlerde gördüğümüz, camları içerisi görünmeyen ciplerden. Motoru bile sessiz çalışıyor. "Herhalde markete geldi" dedim içimden. Ama araba çalışır vaziyette durdu. 5 dakika geçti, 10 dakika geçti... Kimse inmiyor.
Annem huylandı. "Kızım şalını sıkı ört, önüne bak," dedi. Korktu kadın. Haklı da, sokak ortasındayız, kimin ne olduğu belli değil.
Sonra şoför kapısı değil, arka kapı açıldı. İçeriden bir adam indi. Takım elbiseli falan ama öyle kasıntı tiplerden değil. Yüzü yorgun, saçları hafif kırlaşmış. 40-45 yaşlarında var yok. Bize doğru yürümeye başladı. Kalbim ağzımda atıyor. Zabıta mı? Bizi buradan kovacak mı? Yoksa anneme mi sataşacak?
Geldi, tam önümüzde durdu. Ama anneme değil, direkt bana bakıyor. Gözlerini gözlerime dikti. Öyle rahatsız edici bir bakış değil bu, çok garip... Sanki beni tanıyor gibi. Gözleri doldu adamın. Yemin ederim doldu.
Annem hemen atıldı, "Beyim biz dilenci değiliz, mendil lazım mı?" dedi sertçe. Gururludur annem.
Adam ceketinin cebinden bir kartvizit çıkardı ama uzatmadı. Eğildi, dizlerinin üzerine çöktü. O pahalı kumaş pantolonu yerdeki çamura değdi, umurunda bile olmadı.
"Tekerleğin kırık," dedi. Sesi o kadar babacan çıktı ki, annemle birbirimize baktık. "İdare ediyoruz işte abi," dedim. "Etmemelisin," dedi. "Bu soğukta, bu sandalyeyle olmaz."
Sonra ayağa kalktı ve telefona sarıldı. "Hemen buraya geliyorsunuz. Evet, benim konumumdayım. Arka tarafı boşaltın."
Annem kolumu tuttu, "Gidelim kızım," dedi, korktu iyice. Adam annemin kolunu tuttu nazikçe. "Abla korkma. Allah şahidimdir, kötü bir niyetim yok. Sadece 1 saat... Bana 1 saat verin."
Neden bilmiyorum, belki adamın gözündeki o hüzünden, belki de çaresizlikten; bindik o arabaya. Sandalyeyi bagaja zor sığdırdılar. Hayatımda ilk defa deri koltuklu, içi sıcak bir arabaya bindim. Annem elimi sıkmaktan morarttı yol boyunca.Devamı sonrki syfada..