Gerçek açıktı: Sude yemekleri kendisi için değil, dedesi için götürüyordu.
Öğretmeniyle yapılan görüşmede, annesinin yıllar önce vefat ettiği, babası hakkında bilgi olmadığı ve dedesiyle yaşadığı öğrenildi. Üstelik ücretsiz öğle yemeği yardımını “Başkasının hakkını almak istemem.” diyerek reddetmişti.
Ahmet Bey birkaç gün sonra evi ziyaret etti. Ev oldukça yoksul durumdaydı. Dede, düşük emekli maaşıyla (yaklaşık 7.500 TL) geçinmeye çalışıyor, ilaç masraflarından sonra çok az para kalıyordu. Evde doğru düzgün ısınma yoktu ve mutfak neredeyse boştu. Sude ise bunu fark ettiği için kantinden artan yemekleri eve getiriyordu.
Müdür hemen harekete geçti. Öğretmenler ve Okul Aile Birliği ile konuştu, ilçedeki esnafa ulaştı. Kısa sürede bir dayanışma başlatıldı. Bir market düzenli erzak desteği sağladı, belediye evin eksiklerini tamamladı, hayırseverler yakacak yardımında bulundu. Sude’nin ücretsiz yemek programına kaydı da gizlice yapıldı; böylece mahcup hissetmedi.
Ramazan ayında mahalleli aileye iftar sofraları kurdu. Kurban Bayramı’nda et paylaşıldı. Bir müzik öğretmeni Sude’ye çok istediği bağlamayı hediye etti; küçük kız akşamları dedesine türküler çalmaya başladı.
Ahmet Bey için bu olay büyük bir ders oldu: En sessiz çocuklar bazen en ağır yükleri taşır. Ve bazen küçük bir dikkat, bir hayatı değiştirebilir.
Sude artık kantinden yemek saklamıyordu. Çünkü artık yalnız değildi.