Zaten gururu incinmiş, kalbi şüpheyle dolu olan Alp, Melisa’yı teste tabi tutmaya karar verdi.
Ama bunun yanında, içinde uzun zamandır hissetmediği bir sıcaklık da yükseliyordu; onun varlığı garip bir huzur veriyordu.
Bir gece Alp tekrar uyuyormuş gibi yaptı.
Melisa’nın odadan sessizce çıkıp mutfağa yöneldiğini gördü.
Beklediği gibi gizli bir hırsızlık ya da kötü bir niyet değil, Melisa mutfakta sessizce mumları yakıyor, evin köşelerini düzenliyordu.
Göz göze geldiklerinde Melisa utangaçça başını eğdi ve sadece:
— Her şey yolunda, efendim…
dedi.
O an Alp anladı ki tüm şüpheleri boşa çıkmıştı.
Melisa yalnızca nazik, çalışkan ve samimi bir genç kızdı; yüzeyin ardında hiçbir kötü niyet taşımıyordu.
Ve o sessiz gece, Alp’in kalbinde uzun zaman önce kaybolan güven ve şefkat duyguları yeniden filizlenmeye başladı.
O andan sonra Alp Demirci’nin hayatı, Melisa’nın varlığıyla birlikte sessiz ama güçlü bir şekilde değişti.
Artık servetinin ötesinde, gerçek huzurun ve samimi bir bağın değerini keşfetmişti.