
Emre, merdivenlerden birkaç adım geri atarak gördüğü sahneyi sindirmeye çalıştı. Babası, güçlü Mehmet Kaya, bir çocuğun annesine sığınışı gibi Fatma’nın omzunda titriyordu. Emre bir an için kapı aralığında donakaldı; içindeki öfke, şaşkınlık ve merak dalgaları birbirine karışmıştı.
Bir süre sonra Mehmet başını kaldırdı, gözleri kan çanağı gibiydi. Fatma’nın ellerini tutuyordu. Tam o anda Fatma başını çevirip Emre’yi gördü. Gözleri büyüdü ama geri çekilmedi.
“Gel oğlum…” dedi Mehmet kırık bir sesle. “Artık bilmen gereken bir şey var.”
Emre ağır adımlarla içeri girdi. Babası konuşmakta zorlanıyordu; sanki yıllardır taşımakta olduğu yükün ağırlığı çökmüştü üzerine.
Mehmet, derin bir nefes aldı.
“Fatma… sadece evimizin çalışanı değil. O… hayatımın en büyük hatasının, en büyük pişmanlığının, ama aynı zamanda en büyük gerçeğinin bir parçası.”
Fatma başını eğdi, elindeki mendili sıktı.
“Emre,” dedi Mehmet titrek bir sesle, “sen küçükken annenle evliliğimiz… hiç sandığın gibi değildi. Biz… yıllardır sadece ailemizin imajını korumak için yan yana durduk. Annen bu düzeni sürdürmek istedi. Ama ben… ben kalbimi çoktan başka birine kaptırmıştım.”
Emre’nin kalbi hızla atıyordu.
“Baba… ne demek istiyorsun?”
Mehmet, bir anda gözlerinden yaşlar süzülen Fatma’nın elini tuttu.G'rsele ilrlyn devamı sonrki syfda...