Guzelsozler.com
  • Son Eklenen Sözler
  • Memleket Sözleri
  • Whatsapp
  • Genel
  • Foto Galeri
  • İletişim
  • Gizlilik Politikası
  • Hakkımızda

Kategoriler

Haber Kategorileri

  • Dini Sözler
  • Foto Galeri
  • Genel
  • Memleket Sözleri
  • Son Eklenen Sözler
  • Spor Sözleri
  • Whatsapp

Galeri Kategorileri

  • Galeri kategorisi yok

Lüks Kafeden Kovuluyorduk, Ama Torunum Garsona Bakıp “Gidemeyiz” Dediğinde Nefesim Kesildi!

Yazar: admin • 31.03.2026 15:26

Can, minik ve titreyen elleriyle kolumu sıkıca kavradı. "O kötü adam kapıya bakıyor büyükanne," diye fısıldadı o yaşından beklenmeyecek bir dikkatle. Haklıydı. Soyguncunun gözleri çıkış kapısındaydı. Eğer aniden kalkıp kapıya doğru panikle yönelseydik, adam tetiği çekebilirdi. Garsonun bizi sessizce dışarı çıkarma çabası, kapıyı tutan adamın dikkatine takılmıştı. Artık kapana kısılmıştık.

Yan masadaki o kibirli adam durumdan tamamen habersiz, kibrinden zerre ödün vermeden tekrar söylendi: "Hadi ama, çıkıp gitsenize! İnsanların huzurunu bozuyorsunuz!"

O an içimde garip, soğukkanlı bir cesaret filizlendi. Kötü insanları bazen kendi kibirleri ve tahammülsüzlükleri vururdu. Kararımı verdim. Ayağa kalktım, sanki kafası karışmış, titrek ve huysuz yaşlı bir kadınmışım gibi bastonuma yüklendim. Kapıya doğru sessizce yürüyecekmiş gibi yaparken, aniden dengemi kaybetmiş numarası yaparak tüm ağırlığımla o kibirli adamın masasına doğru devrildim.

Masanın üzerindeki o devasa boy, kaynar latte adamın bembeyaz, pahalı gömleğinin üzerine ve açık dizüstü bilgisayarının klavyesine büyük bir gürültüyle saçıldı.

"Ne yapıyorsun sen bunak kadın?!" diye feryat etti adam, acı ve öfkeyle sandalyesinden fırlayarak. Karşısındaki kadın tiz bir çığlık attı, masadaki porselen tabaklar yere düşüp tuzla buz oldu. Kafenin o fısıltıların bile duyulmadığı elit atmosferi, saniyeler içinde devasa bir kaosa dönüştü. Müşteriler ayaklandı, sandalyeler devrildi, herkes ne olduğunu anlamak için bağırarak o yöne döndü.

Bu ani kargaşa ve yükselen çığlıklar, soyguncunun tüm sessiz planını altüst etti. Herkesin dikkatinin o yöne kaydığını, insanların ayaklandığını gören soyguncu ne yapacağını şaşırdı. Silahını çıkarmaya bile cesaret edemeden, küfürler savurarak kasiyer kızı sertçe itti. Panik içinde kapıya doğru koştu ve kafeden çıkıp kalabalık caddede gözden kayboldu.

Kafede derin, ölümcül bir sessizlik oldu. Kasanın başındaki kız hıçkırarak yere yığılıp polisi aramaya başladığında, o kibirli çift dahil herkes gerçeği o an anladı.

Garson titreyen dizleriyle yanımıza koştu. Gözyaşları içinde doğrudan sandalyede oturan Can'a ve bana sarıldı. "Özür dilerim teyzeciğim, çok özür dilerim! Size o çirkin sözleri söylemek, o adamın dikkatini çekmeden sizi en azından dışarı atıp kurtarmak içindi. Canınızı yaktığım için beni affedin," diye hıçkırdı.

Genç adamın terli alnını şefkatle okşadım. "Biliyorum evladım," dedim yumuşak bir sesle. "Sen bizi kovmadın, sen bizim melek gibi koruyucumuz oldun."

Bizi o mekana layık görmeyen kibirli adam ve kadın ise utançtan kıpkırmızı olmuşlardı. Dökülen kahveyi umursamadan, gözlerini yerden kaldıramıyorlardı. Küçümsedikleri o yaşlı kadın ve torunu, tam da kendi kibirleri üzerinden kopardıkları o yaygara sayesinde bütün kafenin hayatını kurtarmıştı.

Polisler gelip güvenliği sağladıktan sonra, kafe müdürü Can'a hayatında görebileceği en büyük ve en krem şantili sıcak çikolatayı kendi elleriyle getirdi. O gün oradan ayrılırken, bazen en acımasız görünen sözlerin ardında devasa bir merhamet, en parlak görünen insanların ardında ise koca bir karanlık yattığını anladım.

← Önceki
2 / 2
Sonraki →

© 2026 Guzelsozler.com. Tüm hakları saklıdır.

Oluşturma: WordPress