
Küçük bir kız, gözlerinde umut ve korku dolu bir parıltıyla annesine bakıyordu. Bir sabah, annesi onu kuaföre götürmeye karar verdiğinde içindeki kaygı, kalbine bir taş gibi oturdu. "Lütfen, anne, saçımı kesme!" diye haykırdı, sesi titrek ama kararlıydı. Saçları, onun için sadece birer iplikten ibaret değildi; her bir tel, hayal gücünün, oyunların ve masumiyetin bir parçasıydı. Onu özgür kılan, rüzgârda dans eden dalgalarıyla birlikte, çocukluğunun simgesi haline gelmişti. Annesinin gözlerinde, bu hassas anı geçiştirme isteği vardı ama küçük kız, yaşadığı duyguları anlatmaya kararlıydı. Belki de bu, büyümenin acı bir yönünü kabullenmeye çalıştığı bir anıydı. Bu yüzden annesinin kararını sorgulamak ve onun sevgisini korumak için, kalbinin en derin köşelerindeki duyguları dışavurmaya çalışıyordu.
g'rselden ilerlynz de'vamı sonraki sayfada..