
Bir gün, kasabanın köpekleri kaybolmaya başladı. İnsanlar, kaybolan dostlarının ardından gözyaşı dökerken, küçük kızın ve dev köpeklerinin şehre özgü bir sırra sahip olduğu ortaya çıktı. Her sabah yürüyüşe çıkan bu masum görünüşlü küçük çocuk, aslında kaybolan köpekleri birer birer topluyor, onları esrarengiz bir dünyaya taşımaya çalışıyordu. Geçenlerin gözünde sıradan olan bu görüntü, aslında bir avın peşinde koşan bir avcıydı. İnsanların içindeki korku, belirsizlik ve kaybolmuşluk duygusu bu hikâyeye derin bir boyut kazandırdı. Herkes, dev köpeklerin ardında yatan karanlık gerçeği öğrenince, masumiyetin ne kadar yanıltıcı olabileceğini anladı. Bir zamanlar sevimli görünüşleriyle büyüleyen bu varlıklar, birer canavara dönüşmüştü. Sonuç olarak, bu korkunç gerçek, insanları birbirine bağlayan derin bir travma yarattı ve kasabanın ruhunu sonsuza dek değiştirdi.