Salonun uğultusu, bir anlığına bile susmayan fısıltılarla doluydu. Mezuniyet törenleri her zaman gürültülü olurdu ama bu kez havada farklı bir gerilim vardı. Sahnenin ortasında duran genç kız, Elif, gözlerini yere indirmiş, elbisesinin üzerindeki ıslak lekeye bakıyordu. O elbise sıradan bir kumaş değildi; babasının yıllarca gururla giydiği iş üniformasından, annesinin titreyen elleriyle dikilmişti. Her dikişinde bir anı, her katında bir özlem vardı.
Az önce olanlar hâlâ herkesin zihninde tazeydi. Okulun en ukala öğrencilerinden biri olan Kerem, Elif sahneden inerken yanından geçmiş, alaycı bir gülümsemeyle içeceğini “yanlışlıkla” üzerine dökmüştü. Sınıf arkadaşlarının bazıları gülmüş, bazıları ise utançla başını çevirmişti. Elif donup kalmış, ne yapacağını bilememişti. O an, sanki babasının hatırasına dokunulmuş gibi hissetmişti.
Öğretmenler araya girmeye çalışırken, beklenmedik bir şey oldu. Kerem’in annesi, ön sıralardan hızla kalktı. Şık giyimli, kendinden emin bir kadındı. Herkes onun oğlunu savunacağını düşünüyordu. Kadın sahneye yürüdü, görevlinin elinden mikrofonu aldı. Salon yavaş yavaş sessizliğe gömüldü.
Ve sonra o tek cümleyi söyledi:
“Ben oğlumu böyle yetiştirmedim… ama bugün, onu ilk kez gerçekten görüyorum.”
Salon buz kesti.
Kerem’in yüzündeki o alaycı ifade bir anda silindi. Annesinin sesi titremiyordu ama gözlerinde yılların birikmiş hayal kırıklığı vardı. Kadın, Elif’e doğru döndü. Mikrofonu biraz daha yaklaştırdı.
“Bu elbise,” dedi yavaşça, “bir mağazadan alınmış bir parça değil. Bu, sevginin, emeğin ve kaybın dikilmiş hâli. Senin yaptığın şey ise… sadece bir leke değil, bir saygısızlık.”
Kimse nefes almıyordu sanki.
Kerem başını eğdi. İlk kez utançla karşı karşıyaydı. Arkadaşlarının bakışları artık destekleyici değil, sorgulayıcıydı. Kadın bir adım daha attı, oğlunun yanına geldi.
“Şimdi burada iki seçeneğin var,” dedi. “Ya yaptığının arkasına saklanırsın… ya da adam olmayı seçersin.”
Elif hâlâ yerinden kıpırdamamıştı. Gözleri dolmuştu ama ağlamıyordu. O an, annesinin ona söylediği bir cümle aklına geldi: “Baban olsaydı, güçlü durmanı isterdi.”
Kerem yavaşça başını kaldırdı. Gözleri Elif’le buluştu. Dudakları titredi devamı icin sonrki syfaya gecinz...