
Kurt, beklenmedik bir şekilde yaşlı adama yaklaşırken, çevreyi saran ölümcül sessizlik, yerini merak dolu bir bekleyişe bıraktı. Adam, bu tuhaf varlığın gözlerinde derin bir anlayış ve acı gördü; belki de bu, yaşamın ona sunduğu son şanstı. Kurt, bir yudum suya dönüşen gözyaşlarıyla, yaşlı adamın yanına oturdu ve ona cesaret verici bir bakışla bakarak, insanlığın unuttuğu bağı hatırlattı. O an, yalnızlığın ve terk edilmişliğin yükü hafifledi. Yaşlı adam, hayatının son dönemecinde, bir kurtun ona sunduğu dostluğun sıcaklığında huzur buldu. Belki de hayatta kalmanın anlamı, kan bağıyla değil, ruhsal bir bağla ölçülmeliydi. İnsanlar, çoğu zaman kendi çıkarları için en değerli varlıklarını unutsalar da, doğanın kendisi, üzerinde düşündürten derslerle doluydu. Sonunda, terk edilmiş bir yaşamda bile umut ışığının yanabileceğini, hayvanların bile insanlığa dair bir şeyler öğretebileceğini anladı.