Kayınvalidemin evinde geçirilen sıradan bir hafta sonunun hayatımı altüst edeceğini hiç düşünmemiştim. Sekiz yıldır Emre’yle evliydik. Beş yaşındaki kızımız Defne neşeli, hayal gücü geniş bir çocuktu. Emre’nin annesi Nermin Hanım ise kırk dakika uzaklıktaki bir ilçede tek başına yaşıyordu. İlgili, şefkatli bir babaanneydi; Defne sık sık onda kalır, birlikte kurabiye yapar, bahçede çiçek diker, akşamları da okey taşlarını dizip oyun oynarlardı.
O hafta sonu da Defne babaannesinde kaldı. Onu almaya gittiğimde yüzü gülüyordu. Arka koltukta heyecanla konuşuyor, “Anne, tahinli kurabiye yaptık! Bir de bahçeye lale diktik!” diyordu. Her şey normaldi.
Ta ki o geceye kadar.
Eve geldikten sonra birden sessizleşti, odasına gitti. Yorgun olduğunu düşündüm. Çamaşırları yerleştirirken odasının kapısının önünden geçtim. İçeriden fısıltı gibi bir ses geliyordu. Kapıyı araladım. Yerde oturmuş, oyuncak bebekleriyle konuşuyordu.
“Babaanneme tekrar gittiğimde kardeşime ne hediye alsam acaba?”
Kalbim sanki bir an durdu.
Yanına gittim, sakin görünmeye çalışarak saçlarını okşadım. “Hangi kardeşin, canım? Yeni bir arkadaş mı edindin?”
Gözlerini kaçırdı. Yanakları kızardı. “Anne… bu bir sır. Kardeşim hakkında konuşamam.”
İçimde buz gibi bir his yayıldı. “Neden sır olsun ki? Bana her şeyi anlatabilirsin.”
Uzun bir sessizlikten sonra fısıldadı: “Babaanne söylemememi istedi. Benim küçük bir erkek kardeşim var. Babaannemin evinde yaşıyor.”
O an dünya başıma yıkıldı. Küçük bir erkek kardeş mi? Babaannesinin evinde mi yaşıyordu?
Defne başka hiçbir şey söylemedi. Ne kadar sorsam da dudaklarını sımsıkı kapattı. O gece sabaha kadar uyuyamadım. Aklımda tek bir ihtimal dönüp duruyordu: Emre’nin benden gizlediği bir çocuğu mu vardı? Geçmişte bir ilişkisi… ya da devam eden bir hayatı mı?
Ertesi gün Emre’ye bakarken içim titredi. Onu yıllardır tanıyordum. Sakin, dürüst bir adamdı. Ama insan en çok en güvendiklerinden mi yara alırdı? Sormaya cesaret edemedim. Ya korktuğum doğruysa?
Üç gün boyunca zihnim beni kemirdi. Sonunda dayanamadım. Defne anaokuluna, Emre işe gittikten sonra arabaya atlayıp Nermin Hanım’ın evine doğru yola çıktım. Direksiyonu öyle sıkıyordum ki parmaklarım beyazlamıştı.
Kapıyı çaldım. Nermin Hanım şaşkın bir ifadeyle açtı. “Kızım, hoş geldin. Bir şey mi oldu?”
Sözler boğazımda düğümlendi ama geri dönemezdim. “Defne’nin bahsettiği bir çocuk var. Küçük bir erkek kardeşi olduğunu söylüyor. Sizin evinizde yaşıyormuş.”
Yüzündeki ifade bir anlığına dondu. İşte o an kalbim hızlandı. Bir şey saklıyordu.
“İçeri gel,” dedi yavaşça.
Salona geçtik. Ellerim titriyordu. “Benden neyi saklıyorsunuz?” diye sordum doğrudan. “Emre’nin bir çocuğu mu var?”
Nermin Hanım derin bir nefes aldı. Gözleri doldu. “Hayır,” dedi net bir sesle. “Emre’nin senden başka bir hayatı yok. Ama sana söylememiz gereken bir şey var.”
Boğazım kurudu. “Ne? devamı icin sonrki syfaya gecinz..